Şarkı Söyleyen Parmaklar: Durıpşlı Çay İşçisi Aida Gubaz’ın İz Bırakan Yaşam Öyküsü

Abhazya’da çay hasadı denince akla gelen ilk isimlerden biridir o. Adı dönemin gazetelerinin manşetlerinden düşmeyen, emeğin ve asaletin simgesi: Aida Gubaz. 1953 yılında, Abhazya’nın kadim geleneklerini ve ortak yaşam kültürünü en yalın haliyle koruyan Durıpş köyünde doğan Aida’nın kaderi, daha beşikteyken dönemin Kolhoz Başkanı Vladimir Lakoya’nın “İşte geleceğin çay işçisi doğdu” şakasıyla adeta mühürlenmişti. Annesinin eteğine tutunarak girdiği çay tarlalarında, her mayıs ayında açan o en körpe, en taze yaprakları toplayarak büyüdü.

1973-1990 yılları arasında Durıpş Kolhozunda çalışan Aida Gubaz, sadece hızıyla değil, çay toplarken geliştirdiği benzersiz teknikle de bir efsaneye dönüştü. Dönemin usta gazetecisi Ekaterina Bebiya, 1986 yılında kaleme aldığı bir edebi ocherkte (portre yazısı) onun tarladaki ahengini şu unutulmaz cümleyle özetlemişti: “Aida, dalların arasında parmaklarını adeta bir makas gibi cerrahi bir hassasiyetle oynatıyor; en genç sürgünleri seçerken sanki bir müzik enstrümanı çalıyor, parmakları adeta şarkı söylüyordu.” Bu ahenkli çalışma ona sezon başına 10 ila 12 ton gibi inanılmaz bir rekor getirmiş, bizzat kazandığı Altın Kupa bugün müzedeki yerini almıştır.

Aida Gubaz’ın yaşamı, Kafkasya’nın fırtınalı siyasi tarihinin de yakın bir şahididir. Sovyet döneminde Komsomol (VlKSM) Merkez Komite üyeliğine kadar yükselen Durıpşlu bu genç kız, Moskova’daki büyük kongrelerde Abhazya’yı temsil etti. Kazandığı başarılar üzerine SSCB Halk Ekonomisi Başarıları Sergisi (VDNH) tarafından kendisine hediye edilen efsanevi “Moskvich” marka otomobil, köyü Durıpş’a getirildiğinde tüm köy meydanı bu başarıyla gururlanmıştı.

Dönemin Gürcistan Komünist Partisi Birinci Sekreteri Eduard Şevardnadze’nin dikkatini çeken ve Tiflis’e davet edilen Aida, Şevardnadze’nin odasına girdiğinde sergilediği vakur Abhaz duruşu ve saygısıyla hafızalara kazındı. Moskova’daki büyük kürsüde tüm Gürcistan ve Abhazya adına yedi sayfalık tarihi bir konuşma yapmadan önce Şevardnadze’nin kendisine dönüp, “Aida, eğer bu konuşmada heyecanına yenik düşersen sadece Gürcistan değil, Abhazya da kaybeder” deyişini dün gibi hatırlıyor. O gün Durıpş köyündeki aileler, çocuklarını televizyon başında nöbetçi bırakarak Aida’nın tek bir hata bile yapmadan tamamladığı o tarihi konuşmayı gözyaşlarıyla izlemişti.

Ancak Aida Gubaz’ın hafızasındaki en duygusal ve asil anı, Sohum’da (bg. Akua) katıldığı bir devlet kongresinde gizlidir. Yaz sıcağında çay yapraklarının salgıladığı simsiyah özsu nedeniyle elleri kararan Aida, mahcubiyetle ellerini masanın altına saklamaya çalışır. O sırada durumu fark eden Sergey Bagapş, genç kadının yanına yürür, çekinerek sakladığı o nasırlı, kararmış elleri tutarak salondaki tüm elitlerin, diplomatların ve bakanların önünde havaya kaldırır ve salonu inleten o tarihi cümleyi kurar:

“Herkes baksın! İşte bir Abhaz köylü kadınının asil elleri!”

Bugün ilerlemiş yaşına rağmen zarafetinden, sadeliğinden ve o meşhur çalışkanlığından hiçbir şey kaybetmeyen, “Onur Nişanı” sahibi Aida Gubaz, yeşilin ve emeğin tarihini parmaklarıyla yazmış yaşayan bir abide olarak Durıpş’ta ömür sürmeye devam ediyor.

* Kaynak: Apsnypress 17.05.2026

1842 yılında Sohum Botanik Bahçesi’ne dikilen ilk fidanla başlayan Abhazya çaycılık tarihi, 1992-1993 Kurtuluş Savaşı öncesinde 15 bin hektarlık devasa bir kültürel ekosisteme sahipti. Aida Gubaz’ın şahsında hayat bulan bu portre; sadece bir işçinin başarı öyküsü değil, anavatanın toprağa bağlı asil karakterini, SSCB dönemindeki çetin diplomatik dengeleri ve Abhaz kadınının Kafkasya toplumundaki vakur ve belirleyici rolünü gösteren muazzam bir etnografik vesikadır.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir