Abhaz aydını, siyasetçi Ahra Bjaniya, Gürcistan-Abhazya ilişkilerinin geleceğine ve iki toplum arasındaki diyalog imkanlarına dair dikkat çekici analizlerde bulundu. Bjaniya, Gürcistan tarafının Abhaz kimliğini ve iradesini tanımama yönündeki katı tutumunu eleştirirken, tarafların gerçekten istemesi halinde karşılıklı bir anlayış haline ulaşılmasının imkansız olmadığını vurguladı.
Gürcü medyasında düzenli olarak köpürtülen “Abhazya’nın Rusya’ya tam siyasi bağımlılığı ve sözde demokrasi” anlatılarına yanıt veren Ahra Bjaniya, Abhazya’nın bağımsız sivil ve siyasi iradesine vurgu yaptı:
“Hafızalarımızı tazeleyelim; daha 2024 yılında Abhazya, Rusya ile imzalanması planlanan yatırım anlaşmasını, ülkenin çıkarlarına aykırı ve ayrımcı bulduğu için onaylamayı açıkça reddetti. Moskova’nın bağımsızlığımızı tanıdığı son 18 yılda buna benzer pek çok egemenlik duruşu sergilenmiştir. Elbette kendi adımıza daha geniş bir hareket alanı istiyoruz ve devlet mekanizmalarımızı çok daha verimli yönetmeyi amaçlıyoruz. Hatta bu anlamda Gürcistan’ın bazı pratiklerinden öğreneceğimiz şeyler de olabilir. Ancak mevcut tabloda Gürcistan, bizi bağımlılık veya demokratik kurumların gerilemesi üzerinden eleştirebilecek en son odak konumundadır. Bugün dünyada hiç kimse Gürcistan’ı diktatörlükten demokrasiye başarıyla geçmiş bir ülke olarak tanımlamıyor; aksine, otoriterleşmeye doğru keskin bir kayış söz konusu. ABD ve birçok Batılı ülkenin, Gürcistan’daki iktidar partisi liderlerine uyguladığı yaptırımlar da bu küresel algıyı pekiştiriyor.”
Demokratik değerlerin lafta kalmaması, pratikte gösterilmesi gerektiğini belirten Bjaniya, siyasi rakiplerin hapsedildiği, seçimlerin manipüle edildiği, vatandaşlık haklarını kısıtlayan yasaların çıkarıldığı ve bir yandan Avrupa entegrasyonu savunulurken diğer yandan paralel ithalat üzerinden ekonomik karların devşirildiği bir iklimin demokratik olamayacağını ifade etti. Bjaniya, Gürcü hükümetinin hayatta kalmak için bu politikaları gütmesini yargılamadığını, ancak bu durumdayken Abhazya’yı bağımsız olmamakla suçlamasının büyük bir tutarsızlık olduğunu ekledi.
Gürcistan cenahındaki bazı siyasi aktivistlerin ve elitlerin takındığı üstenci tavra sert tepki gösteren Bjaniya, konuşmasını şöyle sürdürdü:
“Bizi en çok öfkelendiren şey, bazı Gürcü aktivistlerin Abhaz halkının öz kimliğini utanmazca sorgulaması, bizlerin bu topraklarla olan tarihsel ve kültürel bağımızı inkar etmeye kalkışmasıdır. Bu kibirli yaklaşımın hemen ardından bize ‘tek bir devlet çatısı altında, birlikte yaşama’ vaatleri sunuluyor. Bu zihniyete sahip bir konfederasyonda Abhaz halkına nasıl bir gözle bakılacağını tahmin etmek hiç de zor değil. Aslında tahmin etmemize bile gerek yok; biz bu asimilasyon ve baskı politikalarını Sovyetler Birliği döneminde en ağır şekilde tecrübe ettik ve o karanlık günlere geri dönmeye hiç niyetimiz yok.”
“İdeolojik Etiketleri Bırakıp Geleceği Konuşalım”
Mevcut gerçekler üzerinden geleceğe dair rasyonel planlar yapılması gerektiğini savunan Abhaz siyasetçi, karşılıklı bedbahtlık senaryoları üretmenin veya birbirini sonsuza dek lanetlemenin bugünün dünyasında hiçbir sonuç getirmeyeceğine dikkat çekti. Siyasi engellere ve derin güvensizlik iklimine rağmen, doğrudan resmi bir diyaloğun şu an için gerçekçi görünmediğini belirten Bjaniya, yine de ortak çıkarların yeni bir kapı aralayabileceğini ifade etti:
“Her şeyden önce, Abhazya Cumhurbaşkanı tüm bürokratik ve resmi engelleri aşarak doğrudan Gürcistan halkına hitap etmelidir. Onlara geçmişin prangalarına takılıp kalmak yerine geleceği inşa etmeyi önermelidir. Savaş neticesinde canı yanmayan, kayıp vermeyen tek bir Abhaz ailesinin bile kalmadığı hatırlatılmalı ve buradaki tarihsel seçimimize saygı duyulması talep edilmelidir; zira Kafkasya’da düşmanlar arasında bile saygı esastır. Ne savaşlar ne de ağır ambargolar, bizim bağımsız bir devlet olma yönündeki sarsılmaz irademizi etkileyemedi, etkileyemeyecek de. Siz bizi ‘işgal altındaki bölge’ olarak nitelendiriyorsunuz, eski batılı dostlarınız ise sizi ‘Rusya’nın siyasi etkisi altında otoriterleşen bir ülke’ olarak görüyor. Belki de artık bu içi boş ideolojik etiketleri tamamen terk etmenin ve birbirimize doğrudan kendi isimlerimizle, yani ‘Abhazya’ ve ‘Gürcistan’ olarak hitap etmenin zamanı gelmiştir.”
Bizlerin barışsever bir halk olduğunu ve tarihte ebedi düşmanlıkların bulunmadığını hatırlatan Ahra Bjaniya; uluslararası lojistik hatlarının, enerjinin, tarım endüstrisinin ve turizmin ancak bu tarihsel ihtilafların pürüzsüzce aşılmasıyla her iki ülkede de muazzam bir sıçrama yakalayabileceğini belirtti. Bjaniya konuşmasını şu hayati soruyla noktaladı:
“Önümüzde net bir yol var: Çocuklarımıza miras olarak bitmek bilmeyen bir düşmanlık mı bırakacağız, yoksa hem ülkelerimizin hem de tüm Kafkasya’nın refahı için pürüzsüz bir iyi komşuluk ilişkisi mi inşa edeceğiz?”
* Kaynak: JAMnews 08.06.2026
Ahra Bjaniya’nın açıklamaları, Sohum’daki entelektüel ve siyasi çevrelerin Gürcistan ile ilişkilere dair yaklaşımlarından biri olan, rasyonel, onurlu ve ezber bozan tarafını net bir şekilde ortaya koyuyor. Özellikle Gürcistan’ın son dönemde Batı blokuyla yaşadığı kırılmalar ve otoriterleşme eleştirileri karşısında, Abhazya’nın kendi demokratik reflekslerini (2024’teki yatırım anlaşması reddi gibi somut örneklerle) öne çıkarması, diaspora ve bölgesel gözlemciler açısından ezberleri bozacak niteliktedir. Savaşın getirdiği derin acılara karşılık, Kafkasya’nın kadim geleneklerine ve ‘düşmana saygı’ ilkelerine atıfta bulunulması, bölgedeki kalıcı barışın ancak karşılıklı irade beyanlarının tanınmasıyla mümkün olabileceğini göstermektedir.