Abhazya Cumhurbaşkanı Badra Gunba, 9 Mayıs Zafer Günü vesilesiyle gerçekleştirdiği Moskova ziyareti kapsamında Kızıl Meydan’daki askeri geçit törenine katıldı, diğer devlet başkanlarıyla birlikte Aleksandrovskiy Bahçesi’ndeki Meçhul Asker Anıtı’na çiçek bıraktı ve Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile ikili bir zirve gerçekleştirdi. Cumhurbaşkanı Gunba, Moskova temaslarının ardından TASS ajansına verdiği özel mülakatta; iki ülke ilişkilerinin geleceğini, Abhazya ekonomisindeki yapısal dönüşümleri, turizm sektöründeki son durumu ve uluslararası tanınma sürecini tüm detaylarıyla aktardı:
TASS: Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile gerçekleştirdiğiniz zirvede, ülkelerimiz arasındaki ilişkilerin çok dinamik geliştiğini, ticaret hacminin büyüdüğünü ve diğer alanlarda da belirgin bir ivme yakalandığını ifade ettiniz. Geleceğe dönük projeksiyonlar ışığında, şu an için en perspektifli ve öncelikli iş birliği alanları sizce hangileridir?
Badra Gunba: Evet, ikili ilişkilerimizin gelişim dinamiğinde çok ciddi bir yükseliş söz konusu. Neredeyse tüm stratejik kulvarlarda bağlarımızı aktif bir şekilde tahkim ediyoruz. Nitekim 2023 ile 2025 yılları arasında ülkelerimiz arasındaki ticaret hacmi %40’ın üzerinde bir büyüme kaydetti. Bu son derece yüksek ve önemli bir göstergedir. Bu başarı; devlet liderleri düzeyindeki güçlü diyalog kadar, bakanlıklar, yürütme organları ve yasama mekanizmaları arasındaki yatay koordinasyonun da bir sonucudur. Burada sivil toplum kuruluşlarımızın sergilediği aktif iş birliğinin de altını önemle çizmek isterim.
Bugün bu dinamiğin en hassas ve hissedilir şekilde yön verdiği öncelikli alanlara bakacak olursak, karşımıza ilk olarak ekonomi ve sosyal politikalar çıkıyor. Özellikle gençlik destek programları, eğitim projeleri ve temel altyapı hamleleri ilişkilerimize özel bir ivme kazandırıyor. Bizim için bu bağları sıfırdan inşa etmeye gerek yok; zira bu ilişkiler tarihsel olarak zaten köklü bir zemine oturmaktadır. Bugün bizim adımıza en temel öncelik, insanlarımız arasındaki bu sarsılmaz bağlara yeni bir soluk getirmek ve bu sinerjiyi daha da güçlendirmektir; şu an tam olarak yaptığımız iş de budur.
Birkaç yıl önce Vladimir Vladimiroviç Putin’in doğrudan tensipleriyle, Sohum (bg. Akua) V. G. Ardzinba Uluslararası Havalimanı’nın rekonstrüksiyon projesine destek verilmesi kararlaştırılmıştı. Dönemin Cumhurbaşkanı’nın başvurusu üzerine bu dev projeye start verilmişti ve çalışmalar bugün de aynı kararlılıkla devam ediyor. Henüz bir yıl bile dolmadan, hava ulaşımı kanalıyla 120 binden fazla yolcu taşındı. Gelecekte Rusya Federasyonu’nun diğer bölgelerine yönelik uçuş ağımızı ve sefer ölçeklerimizi daha da büyüteceğimizi ümit ediyorum. Halihazırda düzenli uçuşların yapıldığı ve yakın temas halinde olduğumuz pek çok bölge var. Amacımız, Sohum çıkışlı uçuşların coğrafi yelpazesini olabildiğince genişletmektir ve bunu mutlaka başaracağımıza dair inancım tamdır.
Peki, gelişmiş bir havalimanı, konforlu bir demiryolu ağı ve modern altyapı projeleri gerçekte ne ifade eder? Bunlar bir bütün olarak Abhazya ekonomisi için yepyeni pencereler açarken, aynı zamanda insanlar için üst düzey bir konfor ve cumhuriyetimizin küresel ölçekte ulaşılabilir olması anlamına gelir. Ulaşılabilirlikten bahsettiğimizde, meseleyi sadece turizm rotalarıyla sınırlı görmüyoruz; bu durum ticari kontakları, kültür insanları arasındaki etkileşimi, sivil toplumu, eğitimi ve diğer tüm kilit sektörleri doğrudan beslemektedir. Dolayısıyla altyapı projelerinin geliştirilmesi, çarpan etkisi (multiplikatör etki) yaratan hayati bir role sahiptir. Bu bağlamda, altyapı yatırımlarına verdiğimiz desteği artırarak sürdürme kararlılığındayız.
Daha geçen yıl, tatil kenti Soçi (Sirius Federal Bölgesi) ile Sohum arasında sefer yapan “Dioskuria” hızlı tren hattını (elektriçka) devreye aldık ve orada da yolcu talebi beklentilerimizin çok üzerine çıktı. Bu tarz vizyoner projelere olan toplumsal talep son derece yüksek. Bunlar, Abhazya’ya gelen misafirlerimizin rahatlığı ve konforu adına üretilen gerçek çözümlerdir. Bu doğrultudaki stratejik hamlelerimize kararlılıkla devam edeceğiz.
TASS: Hava ulaşımına geri dönecek olursak, yakın gelecekte hangi yeni hatların ve uçuş rotalarının açılması planlanıyor?
Badra Gunba: Şu an Sohum Havalimanı’ndan uçuş gerçekleştirilen destinasyonları hatırlatmakta fayda var: Başta Moskova ve Saint Petersburg olmak üzere, coğrafi olarak Abhazya’ya uzak görünse de ciddi bir yolcu talebinin bulunduğu Hanti-Mansiysk hattımız aktif durumda. Ayrıca kardeş şehirlerimiz olan Nijniy Novgorod ve Ufa ile de doğrudan hava köprülerimiz açık. Çok yakın bir zaman dilimi içinde Stavropol Krayı’nın Mineralnıye Vodı şehriyle de karşılıklı uçuşları başlatmayı planlıyoruz. Bunların yanı sıra, coğrafi yakınlığımızın ötesinde, kardeş halklar olmamız hasebiyle bizim için manevi değeri son derece yüksek olan Nalçik şehriyle de doğrudan hava ulaşımı hattı açma konusunun derinlemesine bir çalışma ve planlama aşamasında olduğunu müjdeleyebilirim.
TASS: “Dioskuria” tren hattı özelinde konuşursak; bu hattın Abhazya içindeki durak ağını ve ulaştığı şehirleri genişletmeyi planlıyor musunuz?
Badra Gunba: Kesinlikle, bu hattın coğrafyasını Abhazya toprakları genelinde genişletme yönünde çok net planlarımız var. İlk etapta “Dioskuria”nın çalışma menzilini doğrudan Sohum Havalimanı’na kadar entegre etmeye çalışıyoruz; bu hem lojistik hem de konfor açısından son derece kritik bir adım. Bildiğiniz gibi, bazen olumsuz hava koşulları nedeniyle Soçi Havalimanı’na inecek uçaklar için yedek meydan ihtiyacı doğuyor ve şu an en yakın alternatif Mineralnıye Vodı Havalimanı olarak kullanılıyor. Ben, Sohum Havalimanı’nın Soçi için mükemmel bir yedek (rezerv) havalimanı işlevi görebileceğine inanıyorum. Bu hem havayolu şirketlerini havada saatlerce yakıt harcamaktan kurtaracak büyük bir ekonomik kolaylık hem de yolcular için büyük bir rahatlıktır. Sohum’a inecek bir uçağın yolcuları, iki saat gibi kısa bir süre içinde, entegre edeceğimiz konforlu elektrikli tren hattıyla Soçi’ye rahatça ulaşabilirler. Bu bizim için hem ülke içi altyapının gelişmesi hem de lojistik kabiliyetlerimizin genişlemesi anlamına geliyor.
Dahası, bu tren hattını sadece havalimanıyla sınırlı tutmayıp, cumhuriyetimizin doğu yakasında yer alan, müthiş bir turizm potansiyeline, tarımsal zenginliğe ve ekonomik vizyona sahip Oçamçira bölgesine kadar uzatmayı hedefliyoruz. Dinlenmek, keşfetmek veya yatırım yapmak için ülkemize gelen insanlar adına Doğu Abhazya’nın, halihazırda daha gelişmiş olan batı yakasından hiçbir eksiği olmadığını, aksine bakir fırsatlar barındırdığını düşünüyorum.
TASS: Bu yılın yüksek yaz sezonunda nasıl bir turist akışı öngörüyorsunuz? Ülke olarak misafirlerinizi ağırlamaya nasıl hazırlanıyorsunuz?
Badra Gunba: Turizm sektörü, Abhazya ekonomisinin amiral gemilerinden ve en kilit can damarlarından biridir. Vatandaşlarımızın çok büyük bir kısmının istihdam edildiği bu sektöre, aslında tüm ülke olarak kolektif bir seferberlik ruhuyla hazırlanıyoruz. Şunun bilincindeyiz: Bir turistin buraya dair en büyük beklentisi unutulmaz duygular biriktirmek ve huzurla dinlenmektir. Ancak bu tatilin her şeyden önce güvenli ve konforlu olması şarttır.
Eğer “Turizmde hedeflediğimiz o nihai, devasa ölçeğe ulaştık mı?” diye sorarsanız, cevabım açıkça; hayır, henüz ulaşmadık. Kısmi tanınmışlığın getirdiği uluslararası finansal kısıtlamalar, dışa kapalı ekonomik yapı ve kalkınma süreçlerinde ani sıçramalar yaratacak küresel kaynaklara erişim zorlukları nedeniyle henüz arzu ettiğimiz zirvede değiliz. Ancak turizm endüstrimizi geliştirmek adına adım adım, etap etap ve büyük bir kararlılıkla ilerliyoruz. Abhazya asla mevcut başarılarıyla yetinip durmamalıdır. Ülkemiz sadece deniz ve plaj turizminden ibaret bir yer değil. Bilindiği üzere topraklarımızın 2/3’sinden fazlası muazzam bir dağ coğrafyasından, fantastik doğa harikalarından ve milli parklardan oluşuyor. Bu rekreasyonel potansiyeli ve eşsiz güzellikleri doğru işleyerek, nitelikli turisti çekecek ekosistemi kurmalıyız.
Resmi veriler, Abhazya’ya yönelik talebin her yıl düzenli olarak arttığını gösteriyor; ülkemizi yılda ortalama 1,5 milyon turist ziyaret ediyor. Benim temel vizyonum, Abhazya’yı sadece yaz aylarında değil, yılın 12 ayı boyunca aktif bir “365 gün turizm destinasyonu” haline getirmektir; bunun için tüm doğal ve lojistik enstrümanlara sahibiz. Nitekim kısa süre önce gerçekleştirilen Kafkasya Yatırım Forumu’nda yeni dağ-kayak merkezi konseptimizin lansmanını yaptık. Bu proje, kış döneminde de ülkeye çok ciddi bir insan akışı sağlayacaktır. Turizm sektörünün istikrarlı ve sürdürülebilir büyümesi, topyekun devlet kalkınmasının en güçlü ekonomik üssünü ve plandmanını oluşturacaktır. Bu yüzden tüm dikkatimizi bu sektöre yoğunlaştırmaya kararlıyız.
TASS: Abhazya’ya yönelik turist akışının ana omurgasını Rusya oluşturuyor. Bölgesel bazda bakıldığında, bu yoğunlukta en çok hangi şehirler öne çıkıyor?
Badra Gunba: Büyük metropoller arasında, doğrudan hava ulaşımı bağımızın da bulunduğu Moskova ve Saint Petersburg ilk sırada yer alıyor. Bunun yanı sıra Donetsk ve Lugansk bölgelerinden, ayrıca Kuzey Kafkasya’daki kardeş cumhuriyetlerimizden gelen çok sayıda misafiri ağırlıyoruz. Yani gelenlerin coğrafi yelpazesi oldukça geniş. Ezici çoğunluk Rusya Federasyonu vatandaşlarından oluşsa da BDT ülkelerinden ve uzak yurt dışından gelen ziyaretçilerimiz de mevcut. Rusya’dan gelen misafirlerimiz için Abhazya’da hiçbir adaptasyon veya iletişim sorunu yaşanmıyor; dil bariyerinin olmaması, ortak ruble bölgesinde bulunmamız ve ilk bakışta görünmeyen ama o sıcak ev sahibi atmosferini yaratan pek çok faktör, misafirlerimize en üst düzeyde konfor sağlıyor.
TASS: Şu an başkentte yürütülen en büyük projelerden biri de Sohum’daki Dioskur Sahil Şeridi’nin (Naberejnaya Dioskurov) rekonstrüksiyonudur. Bu bölge yaz sezonuna yetişecek mi?
Badra Gunba: Sahil şeridimizin bu kısmında, Sovyet döneminden, yani 1950’lerden bu yana eşi benzeri görülmemiş büyüklükte, çok kapsamlı ve radikal bir rekonstrüksiyon projesi yürütüyoruz. Bu yüzden bizim için hayati önemde bir hamledir ve işler tamamen kökten, hakkıyla yapılmaktadır. Burada asla makyaj niteliğinde makyaj (kozmetik) çalışmalar yapılmıyor; yürütülen süreç, yaya yollarının yenilenmesinden tüm yeraltı ana iletişim ve altyapı şebekelerinin sıfırdan döşenmesine kadar uzanan derin bir mühendislik operasyonudur. Toprak katmanları açıldığında teknik olarak bazı öngörülemeyen zorluklarla karşılaştık; ancak her şeye rağmen yaz aylarında sahilimizi kıymetli vatandaşlarımızın ve aziz misafirlerimizin hizmetine mutlaka açacağız.
Geçtiğimiz günlerde, rekonstrüksiyon çalışmalarının yerel girişimcilerimiz tarafından yürütülen sahil etabında, arkeologlarımız tarihi açıdan paha biçilemez antik eserler ve kalıntılar gün yüzüne çıkardılar. Burası, bağrında koskoca bir tarihi saklayan eşsiz bir Dioskur sahili ve Sohum Kalesi bölgesidir. Bu keşifler, bu topraklardaki tarihsel köklerimizin ve medeniyetimizin ne kadar eskiye dayandığının en somut, en asil nişanesidir. Biz bu köklü tarihi hem kendi toplumumuza hem de uluslararası kamuoyuna en doğru şekilde ulaştırmakla mükellefiz; zira zaman zaman Abhaz halkının tarihsel gerçeklerini çarpıtmaya yönelik beyhude girişimler görüyoruz ki bu asla kabul edilemez. Tarihi Sohum Kalesi yakınlarındaki bu rekonstrüksiyon sürecini kararlılıkla tamamlayacağız ve eminim ki Sohum sahili çok yakında yepyeni, göz alıcı renkleriyle parıldayacaktır.
TASS: Yıllık ortalama turist akışının 1,5 milyon kişi olduğunu belirttiniz. Bu yıl da rakamların bu seviyelerde kalmasını mı bekliyorsunuz?
Badra Gunba: Örnek vermek gerekirse, geçen yıl 1,6 milyon turist sınırını aşmayı başardık. Ancak turizm sektörü dış etkenlere karşı son derece hassas bir zemindir; atılan her küçük adım veya mevzuat değişikliği sezonun kaderini tayin edebilir. Bildiğiniz üzere, Rusya tarafında çocukların sınır geçiş kurallarına dair bazı yeni yasal düzenlemeler yürürlüğe giriyor. Pratik hayatta süreç genellikle şöyle işliyor: Krasnodar Krayı ve Soçi’ye tatile gelen aileler, coğrafi yakınlıktan faydalanarak günübirlik turlarla ailece Abhazya’ya geçiyorlar. Doğal olarak aileler, çocukları için sadece günübirlik bir gezi adına pasaport bürokrasisiyle uğraşmaya sıcak bakmıyorlar. İşte çocukların devlet sınırını mevcut olduğu gibi doğum belgeleriyle (svidetelstvo o rojdenii) geçebilme imkanının korunması, ülkemize yönelik bu yoğun turist akışının kesintiye uğramamasını sağlayacaktır.
Bu bağlamda, atılan her adımın sektöre artı veya eksi yönde doğrudan etkisi büyüktür. Ben de bu hayati konunun çözümü adına Rus mevkidaşlarıma, ilgili hükümet kanallarına ve bizzat Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Vladimir Vladimiroviç Putin’e doğrudan başvurarak desteklerini talep ettim ve bu kritik desteği en üst düzeyde aldık. Bu vesileyle belirtmek isterim ki; Vladimir Vladimiroviç’in ikili ajandamızdaki meselelere bizzat ve derinlemesine eğilmesi, sorunlarımıza gösterdiği bu yüksek hassasiyet, samimiyet ve Rus meslektaşlarımızın sergilediği tam kurumsal destek bizim için son derece kıymetlidir; kendilerine tüm kalbimizle müteşekkiriz.
TASS: Nisan ayı başında Abhazya’da düzenlenen Uluslararası Ekonomik Forum kapsamında çok sayıda stratejik yatırım anlaşması imzalandı. Bu projelerden hayata geçmeye başlayanlar var mı? Özellikle hangilerini öne çıkarırsınız?
Badra Gunba: Abhazya’da ilk kez gerçekleştirilen bu geniş kapsamlı Uluslararası Ekonomik Forum, geride son derece pozitif etkiler ve güçlü yansımalar bıraktı. Rus meslektaşlarımızın da organizasyonun büyüklüğü ve niteliği karşısında hayranlıklarını gizleyemediklerini biliyorum. Forumdaki temsil düzeyi en üst seviyedeydi; Rusya Federasyonu heyetine Sergey Vladilenoviç Kiriyenko başkanlık etti, Başbakan Yardımcısı Aleksandr Valentinoviç Novak, federal bakanlar, Rusya’nın 15 farklı bölgesinin valileri ve yöneticileri, bilim, tıp, ekonomi dünyasından çok saygın bir uzmanlar topluluğu forumda hazır bulundu. Etkinliğin asıl büyüklüğü bu kadroda saklıdır.
İnanıyorum ki bu tarihi forumun somut meyvelerini ve ekonomik sonuçlarını vatandaşlarımız çok yakın zamanda kendi hayatlarında doğrudan hissedeceklerdir. Forum marjında ekonomi, sağlık, modern tarım gibi neredeyse tüm sektörleri kapsayan onlarca stratejik iş birliği ve yatırım anlaşmasına imza atıldı. Bizim için en kilit mesele, iş dünyasının aktörleri arasında bu tarz doğrudan ve yatay bağların kurulmasıdır; çünkü iş dünyasının büyümesi, doğrudan devletin ve ekonominin büyümesi demektir. Bu da ülkemiz için yepyeni bir vergi matrahı, istihdam alanları ve güçlü bir yerel üretim ekosistemi demektir.
TASS: Sağlık sektörüne de değinecek olursak; Sohum’da yapımı süren Çocuk Hastanesi projesi şu an hangi aşamada? Genel olarak sağlık alanında başka hangi vizyon projeleri devreye alacaksınız?
Badra Gunba: Toplum sağlığı, bir devletin sarsılmaz varlığının ve istikrarının en temel harcıdır. Ne yazık ki sağlık sistemimiz, son 30 yılda yaşadığımız tüm o ağır ekonomik ambargoların ve abluka süreçlerinin ceremesini en derinden hisseden alan oldu. Bugün inşasını yürüttüğümüz Çocuk Hastanesi projesi bu makus talihi değiştirecek adımlardan biridir; çünkü işe evlatlarımızın sağlığından başlamamız gerekir. Bu süreci tamamen sistematik bir devlet politikası olarak yürütüyoruz. Hastanenin tüm betonarme ve kaba inşaat işleri eksiksiz şekilde tamamlandı. Tıbbi cihaz donatım aşamasının ardından projenin tamamını 2027 yılında resmen hizmete açmayı planlıyoruz.
Bunun yanı sıra, sağlıkta sessiz bir devrim niteliği taşıyan çok kritik bir projeyi daha hayata geçirdik. Bildiğiniz gibi, dünyada olduğu gibi Abhazya’da da kalp ve damar hastalıkları can kayıplarında ne yazık ki ilk sıralarda yer alıyor. Bu hayati ihtiyacı baz alarak ülkemizde kardiyomedikal altyapıyı hızla geliştirdik. Cumhuriyet Hastanemizde kurulumunu tamamladığımız modern anjiyografi cihazı sayesinde artık hastalarımıza anında müdahale edebiliyor, koroner anjiyo ve diğer kritik kardiyolojik operasyonları kendi ülkemizde başarıyla gerçekleştirebiliyoruz. Eskiden ülkemizde böyle bir teknolojik imkan yoktu. Kalp krizi veya ciddi kardiyolojik sorun yaşayan bir vatandaşımızı kurtarmak için Rusya’daki hastanelerle yazışmak, bürokratik izinler almak ve hastayı sevk etmek için saatler harcıyorduk ki çoğu zaman o en kritik “altın saatler” yollarda heba oluyordu. Bugün Cumhuriyet Hastanemiz bünyesinde açılan bu anjiyo ve kardiyoloji ünitesi, şimdiden onlarca vatandaşımızın hayatını kurtarmış durumdadır. Tıbbın bu tarz yüksek teknoloji gerektiren tüm stratejik branşlarını ülkemizde geliştirmeye kararlılıkla devam edeceğiz.
TASS: Kuşkusuz bu noktada uzman kadroların yetiştirilmesi de hayati önem taşıyor. Bu doğrultuda yeni eğitim veya uzmanlık programları başlatmayı düşünüyor musunuz?
Badra Gunba: Evet, kalifiye insan kaynağının yetiştirilmesi bu işin temel omurgasıdır. Ancak gururla belirtmeliyim ki, bugün sağlık sistemimizde görev yapan hekimlerimizin neredeyse tamamı Rusya Federasyonu’nun en prestijli tıp akademilerinden ve üniversitelerinden mezun olmuş yüksek nitelikli uzmanlardır. Rusya, tıp başta olmak üzere ihtiyaç duyduğumuz her alanda uzman kadrolarımızın yetişmesi için bize çok büyük bir eğitim desteği sağladı ve sağlamaya devam ediyor. Tabii ki günümüz modern dünyasında eski metotlarla tıp yürütmek imkansızdır. Bu noktada devlet olarak bizim asıl görevimiz, bu parlak hekimlerimizin ellerini en modern, en yüksek teknolojiye sahip tıbbi cihazlarla güçlendirmek ve hastanelerimizi modernize etmektir.
TASS: Abhazya’da yeni nesil genç yöneticiler yetiştirmek adına yürütülen “Abhazya Takımı” (Komanda Abhazii) projesi mevcut. Bu yıl bu projede hangi hedefleri önünüze koydunuz ve genel olarak ülkenin bugün nasıl bir idari/yönetici kadro profiline ihtiyacı var?
Badra Gunba: Modern ve güçlü bir devlet mekanizmasını, çağdaş yönetim yaklaşımlarına ve nitelikli, vizyoner insan kaynağına sahip olmadan inşa etmek imkansızdır. Bu yalın gerçeğin farkında olarak, geçen yıl “Abhazya Takımı” projesini başlattık ve devletimizin resmi kadro rezervini oluşturduk. Gençlerimizin devlet vizyonumuz doğrultusunda kendi potansiyellerini keşfetmelerinden ve ulusal görevlerde sorumluluk almalarından dolayı son derece mutlu ve gururluyum. İlk sezon yarışma sonuçları neticesinde, liyakat sahibi 15’ten fazla genç uzmanımız doğrudan en üst düzey devlet kadrolarına, bakanlık ve idari yönetim pozisyonlarına atandı ve bu henüz başlangıçtır. Ülkemizde keşfedilmeyi bekleyen, kendi profesyonel işini yaparken müthiş bir potansiyel barındıran binlerce parlak beyin olduğuna eminim.
“Abhazya Takımı” projesinin bu yılki ikinci sezonunda yaklaşımımızı biraz daha spesifik hale getirdik; artık genel yönetimden ziyade, devletin acil çözüm bekleyen sektörel sorunlarına doğrudan nokta atışı çözümler üretecek uzmanları kadromuza katmayı hedefliyoruz. 4 Mayıs’ta başlattığımız başvuru sürecinden bu yana projeye 600’ün üzerinde resmi başvuru yapıldı. Bu yüksek sayı, vatandaşlarımızın bu liyakat projesine duyduğu büyük güvenin ve ülkemizin geleceğinde söz sahibi olma arzularının en somut göstergesidir. Bu projeye inanan ve elini taşın altına koyan tüm vatansever gençlerimize şükranlarımı sunuyorum; onların bu muazzam potansiyelini devletimizin ve halkımızın refahı için en doğru alanlarda istihdam edeceğiz.
TASS: Abhazya’nın uluslararası arenada tanınması sürecine de değinmek isteriz. Şu an için cumhuriyetimizin bağımsızlığını tanımaya hazır olduğunu ifade eden yeni ülkelerle veya uluslararası kuruluşlarla yürütülen diplomatik müzakereler var mı?
Badra Gunba: Bu doğruldaki diplomatik faaliyetlerimizi, sahip olduğumuz tüm imkanlar çerçevesinde kesintisiz olarak sürdürüyoruz ve Rusya Federasyonu bu kulvarda bize çok güçlü bir diplomatik destek sağlıyor. İki ülke arasında imzalanmış olan ittifak anlaşmaları uyarınca, dış politikada Rusya ile tam bir koordinasyon ve eş güdüm içinde hareket etme kabiliyetine sahibiz. Abhazya’nın bağımsızlığını tanıyan devletlerin halkasını genişletmeye yönelik stratejik hamlelerimiz bugün Latin Amerika, Orta Doğu, Asya ve Afrika kıtasındaki pek çok cumhuriyet nezdinde aktif olarak devam etmektedir. Dışişleri Bakanlığımıza bu konuda ilettiğim çok net ve gizli diplomatik talimatlar mevcut. Süreç bazı bölgelerde çok daha hızlı ve somut ilerlerken, bazı diplomatik hatlarda ise tabii ki çok daha süratli ve efektif sonuçlar almayı arzu ediyoruz.
Ancak temas halinde olduğumuz ve bizi tüm kalpleriyle desteklemeye hazır olan bu ülkelerin, perde arkasında Batılı devletler tarafından nasıl bir siyasi baskıya, ambargo tehdidine ve egemenlik dayatmasına maruz kaldıklarını da çok iyi analiz ediyoruz. Fakat şuna inancım tamdır: Er ya da geç, kim ne kadar direnirse dirensin, Abhazya Cumhuriyeti uluslararası arenada hak ettiği tam tanınmışlığa mutlaka kavuşacak ve devletimiz Birleşmiş Milletler (BM) Genel Kurulu’ndaki egemen temsilciler arasında yerini alacaktır. Bu, kahraman halkımızın uğrunda can verdiği kaçınılmaz bir tarihi gelecektir ve biz bu hedefe mutlaka ulaşacağız.
TASS: Sayın Cumhurbaşkanı, bu değerli mülakat için çok teşekkür ederiz. Çalışmalarınızda başarılar diler, sizi Moskova’da ağırlamaktan her zaman onur duyacağımızı belirtmek isteriz.
* Kaynak: Apsnypress 09.06.2026
Abhazya Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Badra Gunba’nın TASS ajansına verdiği bu stratejik mülakat, Abhazya’nın iç ve dış politikasındaki yeni doktrinini net bir şekilde ortaya koymaktadır. Özellikle Nalçik ve Mineralnıye Vody uçuş hatlarının açılacak olması, Türkiye üzerinden Soçi veya Rusya Federasyonu pasaportuyla anavatana seyahat eden diasporamız için lojistik açıdan devrim niteliğindedir. Kuzey Kafkasya’daki kardeş cumhuriyetlerin başkentleriyle kurulacak bu doğrudan hava köprüleri, diasporanın akraba ziyaretlerini ve kültürel entegrasyonunu muazzam ölçüde kolaylaştıracaktır. Öte yandan mülakatta zikredilen “Dioskuria” hızlı tren hattının Oçamçira’ya kadar uzatılması planı, savaşın yıkıcı izlerini en ağır şekilde taşıyan Doğu Abhazya bölgesinin makus talihini değiştirecek, tarım ve turizm yatırımlarını bu bölgeye kaydıracak hayati bir kalkınma hamlesidir. Son olarak, dış politikada Batı bloku baskılarına rağmen Latin Amerika, Afrika ve Asya hattında yürütülen “sessiz diplomasi” vurgusu, Abhazya’nın uluslararası tecrübede pes etmeyen, egemen ve kararlı duruşunun en üst düzeyde teyididir.