Ukrayna Geçici Devlet Başkanı sıfatını kullanan Aleksandr Turçinov’un, Abhazya ile Kırım arasında benzerlik kurarak, Rusya’nın Kırım Özerk Cumhuriyeti’ni “ikinci bir Abhazya” haline getirmeye çalıştığını ifade etmesinden sonra uluslararası medyada bir çok spekülasyon yapıldı. Abhazya hakkında hiç bir bilgisi olmadığı anlaşılan sözde dış politika uzmanları Dünya kamuoyunu yanlış bilgilendiren açıklamalara imza attılar. Örneğin bu sözde uzmanların bazıları Abhazya’nın 2008 yılında Gürcistan’dan bağımsızlık ilan ettiğini söyleyebilecek kadar Abhazya’nın yakın geçmişinden bihaberdiler. Altın Post olarak bu konuda kamuoyunu doğru şekilde bilgilendirmek üzere bir dizi röportaj yaptık. İlk olarak Abhazya’nın Sohum şehrinde faaliyetlerini sürdüren “İnsani Programlar Merkezi” Direktörü Arda İnal-Ipa ile kendi çalışma ofisinde İnternet Sitemizin editörlerinden Anıt Baba’nın (Papba) yaptığı söyleşiyi siz değerli okurlarımızla paylaşıyoruz.
A.B : Merhaba Sayın İnal-İpa son dönemde uluslararası basında sıklıkla Abhazya ve Kırım arasında bir benzerlik olduğu, Rusya’nın Kırım’da yeni bir Abhazya yaratmaya çalıştığı iddia ediliyor. Bu konuda siz ne düşünüyorsunuz, gerçekten bu tür bir benzerlik söz konusu mu?
A. İnal-Ipa: Abhazya ile Kırım çok farklı iki vaka. Bu iki ülkede yaşananlar mukayese edilemez. Kırım ve Abhazya arasında bir benzerlik kurmak ancak şöyle bir durumda mümkün olurdu: Örneğin Kırım’ın yerel halkı Kırım Tatarları Ukrayna tarafından on yıllar boyunca baskı altında tutulsa, okulları kapatılsa, dilleri yasaklansa, buna karşılık Kırım’da bir referandum yapılsa ve Kırım Tatarları bağımsızlık ilan etseler, ardından Ukrayna ordusu Kırım’ı işgal etse, bir yıl süren ve binlerce hayata mal olan bir savaş yaşansa, bu savaşın neticesinde Kırım Tatarları Ukrayna ordusunu tamamen ülkelerinden çıkartsa, aradan on beş yıl geçse, Ukrayna bağımsızlık ilan etmiş olan başka bir bölgesine kanlı bir saldırı yapsa, Rusya da buna tepki olarak hem o bölgenin hem de Kırım Tatarlarının yıllar önce ilan etmiş olduğu bağımsızlık ilanını tanısa işte o zaman bu analojiyi kuranların haklı olduğu söylenebilirdi. Zira Abhazya ile Gürcistan arasında yaşanan tastamam buydu. Bu nedenle Abhazya ile Kırım’ı aynı kefeye koymak haksızlık olur.
A.B. : Sayın İnal-İpa sadece Kırım’da yaşanan boyutuyla değil, genel manada Ukrayna’daki krizi nasıl değerlendiriyorsunuz ?
A. İnal-Ipa : Ukrayna’da eski sovyet ülkelerinin bir çoğunda adeta yapısallaşmış hale gelen bir takım ciddi sorunlar yaşanıyordu. Bunların başında da yolsuzluğun olağanlaşması ve iş hayatının kriminalize olması geliyordu. Bugün Rusya’da bile Yanukoviç’in yolsuzluklara batmış bir politikacı olduğunu hemen hemen herkes kabul ediyor. Eğer Ukrayna’da yapılacak adil bir seçim ertesinde oluşacak yeni bir hükümet yolsuzlukla ve kriminilizasyonla mücadeleyi eksene alır, ülke ekonomisini düzlüğe çıkaracak tedbirleri hayata geçirir ama bunları yaparken de anti-Rus bir dış politikaya savrulmazsa, böylesi bir yeni hükümetin AB ile yakınlaşmasına Ukrayna’nın doğu bölgeleri de karşı çıkmayacaktır.
Biraz geriye dönecek olursak Ukrayna’daki krizin nasıl patlak verdiğini irdelersek sanırım bugünkü durumu daha iyi analiz edebileceğiz. Bilindiği üzere AB ile Ukrayna arasında geçtiğimiz Kasım ayında Vilnius’ta bir ortaklık anlaşması imzalanmak üzereydi. Yanukoviç son anda vazgeçti. Bu durum -Rusya böyle bir şey istemiş olmasa da- yolsuzluktan bunalmış kitleleri ayaklandıracak objektif bir provokasyon işlevi gördü. Öte yandan olaylar patlak verdikten sonra Yanukoviç yönetiminin göstericilere karşı aşırı güç kullanma yolunu seçmesi de ikinci bir provokasyon etkisi yaptı. Doğrusu Yanukoviç’in bu tercihi pek akıllıca değildi ve gösterilerdeki inisiyatifin muhalefetin iyi niyetli unsurlarından, aşırı milliyetçilere geçmesi ile sonuçlandı. Biz bu Ukraynalı aşırı milliyetçi unsurları çok iyi tanıyoruz ve onların gerçek yüzünü iyi biliyoruz. Bunların mensupları 1992-1993 yıllarında Abhazya’ya gelmiş ve Gürcü ordusunun saflarında Abhazlara karşı savaşmışlardı. Ukrayna muhalefetinin iyi niyetli unsurlarının kendilerini bu aşırı milliyetçi gruplardan yeterince ayrı tutmamaları bence en büyük hataları oldu. Bu milliyetçi gruplarla aralarına gereken mesafeyi koyamayan Ukrayna muhalefetinin aklı başında kesimleri, Ukrayna’nın doğu bölgelerini kapsayabilecek bir dil tutturma şansını da kaybettiler.
A. B. : Sayın İnal-Ipa izninizle araya girerek taraflar arasında imzalanan anlaşmaya Ukrayna muhalefetinin sadık kalmamasını nasıl değerlendiriyorsunuz. Bilindiği üzere hem muhalefet hem de yönetim Ukrayna’da yeni bir anayasanın yapılma süreci hakkında uzlaşmış, Yanukoviç’in yetkileri kısıtlanmış ve sene sonuna kadar başkanlık seçiminin yapılmasına ortaklaşa karar vermişlerdi. Ama süreç böyle gelişmedi ve muhalefet bir darbe yapmayı tercih etti. Bu koşullar altında Kiev’deki yeni yönetim meşru olarak kabul edilebilir mi?
A. İnal-Ipa : Ukrayna muhalefeti ve hükümeti arasında AB gözetiminde imzalanan anlaşmanın ardından ne yaşandığını tam olarak bilemiyoruz henüz. Şurası açık ki bu anlaşmanın imzalanmasının hemen ertesinde Yanukoviç ortadan kayboldu. Bunun nedeni neydi bu henüz belli değil. Kendisi daha sonra yaptığı basın açıklamasında ailesinin ve kendisinin hayatı tehdit altında olduğu için Kiev’den ayrılmak zorunda kaldığını iddia etti. Ama belki de bu nedenle değil, yolsuzluklardan elde ettiği paraları kaybetmemek ve olası yargılamalardan kurtulmak için kaçtı. Yani sonuç olarak bir takım ciddi tehditler nedeni ile kendisinin ve ailesinin hayatını korumak için Kiev’i terk etmişse elbette yeni hükümetin meşruiyetine gölge düşer ama yok yolsuzluklardan elde ettiği paraları kurtarmak ve mahkeme süreçlerinden kurtulmak için kendi tercihi ile ülkeyi terk etmişse bu takdirde yeni Ukrayna hükümetinin bir meşruiyet sorunu olacağını sanmıyorum.
A. B. : Peki şimdi ne olacak. Ukrayna’da nasıl bir süreç yaşanacak?
A. İnal-Ipa: Bildiğiniz üzere bugün Kırım’da çok önemli bir gelişme oldu. Kırım Özerk Cumhuriyeti Parlamentosu Rusya’ya bağlanma yönünde bir karar aldı. 16 Mart’ta da bu karar referanduma sunulacak. Bence referandumda aynı yönde (Rusya’ya katılma) bir karar çıksa dahi Putin buna olumlu yanıt vermeyecektir. Bu sayede Putin uluslararası hukuka saygılı olduğunu göstermiş ama aynı zamanda Kırım’da başka adımlar atabilmek için meşru bir zemini yaratmış olacaktır. Öte yandan Kırım’ı ilhak etmek gibi bir niyeti olmadığını, tek amacının Rus kökenli topluluğun güvenliğini sağlamak olduğunu da gösterme fırsatı yakalayacaktır. Bence Ukrayna Rusya ve Batı arasında yek diğerini dışlayacak bir tercihte bulunmamalı, taraflardan biri tarafından bu tür bir tercih yapmaya da zorlanmamalıdır. Bu tür bir tercih Ukrayna için tehlikeli olacaktır ve eğer bu tür kesin bir tercih yaparsa Ukrayna’nın bütünlüğünü koruması pek mümkün gözükmüyor. Tabi böylesi bir gelişme bölgede ciddi bir istikrarsızlık yaratır ki, bunun da Abhazya’ya hayır getirmeyeceğini öngörmek güç değildir.
A.B. : Teşekkürler Sayın İnal-Ipa.
A. İnal-Ipa : Ben teşekkür ederim. Bu vesile ile Altın Post aracılığı ile Türkiye’ye ve özelde Türkiye’deki diasporamızın mensuplarına selam ve sevgilerimi iletmek isterim.
