“”Rusya’nın Abhazya’yı Tanıması Çok Şeyi Değiştirdi””

 

Abhazya’nın Dışişleri Bakanı Yardımcısı Irakli Hintba, Abhazya’nın Rusya tarafından tanınmasının sınırlarını ve Sohum’un, Gürcistan’dan ne beklediğini Rusya’nın Kommersant Gazetesi muhabiri Olga Allenova’ya anlattı (*).

 

Rusya tarafından tanınmış olmasının Abhazya’ya katkısı ne oldu?

Tanınma çok şey değiştirdi. Rusya’nın Kafkasya’da artan nüfuzuna bağlı birkaç jeopolitik değişimin yanı sıra, bugün çok net bir şekilde hissettiğimiz gibi Abhazyalıların fiziki güvenliğine dair temel problem çözülmüştür. Sosyal ve ekonomik altyapıların iyileştirilmesi, diğer mali yardımlar ile Abhaz mevzuatının ve kamu yönetiminin modernleştirilmesindeki katkısından ötürü Rusya’ya teşekkür ediyoruz. Tüm bunlar Abhazya’daki genel durumu oldukça düzeltti. Abhazya hayatta kalma mücadelesinden nihayet bir kalkınma dönemine geçti. Bizimle diplomatik ilişkiler kuran diğer ülkelerle ilişkiler geliştiriyor ve Abhazya’nın uluslararası arenada daha geniş bir kesim tarafından tanınması için faal bir şekilde çalışıyoruz.    

Abhazya’nın organize bir devlet olduğunu söyleyebilir misiniz?

Ağustos 2008’den itibaren böyle olduğu söylenebilir. Tanınma yeni bir devletin ortaya çıktığı anlamına gelmiyor ama bu gerçeğin ilanıydı. Gürcistan ile savaşta zafer kazanılan 30 Eylül 1993’ten itibaren bağımsızlığın ilk beş yılında, devletin tam ehliyete sahip kurumsal çerçevesinin neredeyse tamamını oluşturmuştuk. Üstelik bunu savaş sonrasındaki yıkıma ve BDT ülkelerinin uyguladığı katı ambargoya rağmen yapmıştık. Abhazya’daki durum, devasa bir dış yardıma rağmen devletin yenilgisini aşmayı başaramayan Kosova’dan açık bir şekilde farklıydı. Sık sık dünya haritasına bakıyor ve kalkınmışlık bakımından Abhazya’dan bir asır geride olan yarı-devletlerle dolu bir BM tablosu orta yerdeyken, Abhazya’nın uluslararası topluluk tarafından tanınmamış olmasına hayret ediyorum.    

Bugün Abhazya üzerindeki tehditler nelerdir?

Bunlar her devletin karşı karşıya olduğu devlet olma durumuna içkin tehditlerdir yani güvenliğe, ekonomik ve siyasi krizlere bağlı tehlikeler ile insan sermayesinin gelişmesini sağlama zorunluluğudur. Aynı zamanda Abhazya Gürcistan ile savaştan teknik anlamda çıkmadı. Güç kullanmama anlaşması henüz imzalanmış değil ama Abhaz diplomasisi bu yönde büyük çaba sarf etmekte. Mevcut fiziki güvenlik teminatlarına rağmen Gürcistan, sadece askeri değil, siyasi, demografik ve ekonomik açıdan da hala bir tehdit olarak görülüyor. Abhazya’da birçok kişi Gürcistan’ın şu veya bu yolla Abhazya’nın devlet olma niteliğine ve halkımızın siyasi kimliğine zarar vermeyi deneyeceğine inanıyor.

Cenevre Görüşmeleri sırasında Abhazya, Gürcistan’a güç kullanmama anlaşması imzalamaları gerektiğini ve ancak o zaman Abhaz tarafı açısından müzakerelere başlanabileceğini söyledi. Gürcistan prensipte böyle bir anlaşmayı imzalamaya hazır olduğunu ama Rusya ile, Abhazya’daki ve Güney Osetya’daki politikayı Moskova’nın belirlediğini söylüyor. Bu ifadeye katılıyor musunuz?

Kesinlikle hayır. Abhazya, uluslararası hukukta işgal edilmiş topraklara dair mevcut hiçbir tanıma uymamaktadır. Cenevre görüşmeleri çerçevesindeki oturumlardan birinde Abhazya Dışişleri Bakanı Vilaçeslav Çirikba’nın bunu kanıtlamış olduğunu da laf arasında belirtelim. Bunu klişe bir propaganda olarak görüyoruz. Mihail Saakaşvili halkına, bu hedefe ulaşmanın imkansız olduğunu bile bile Gürcistan’ın sözde toprak bütünlüğünü yeniden sağlamak da dahil olmak üzere çeşitli vaatlerde bulunuyor. Bu durumda (başarısızlığını) seçmenlere nasıl izah edecek? En iyi yol, Abhazya meselesini çözemeye bir katkıda bulunmayacak şekilde suçu bir başkasına, bu durumda Rusya’ya atmak. Dolayısıyla pratikte Gürcü yetkililerin Gürcistan ile Abhazya arasındaki anlaşmazlığı çözme beceriksizliği ve sorumluluklarından kurtulma arzusunun yol açtığı bir ara durum anlamına gelen bir Rus işgali kavramı uyduruldu.

Rusya’nın Abhazya’daki siyasi ve ekonomik nüfuzu, Abhazya’yı Rusya’nın bir uydusu haline getirmiyor mu?

Abhazya’da bir Rus nüfuzu olduğu kesin. Bu doğal çünkü Rusya sadece sosyo-ekonomik kalkınmaya değil ayrıca bütün olarak Abhaz devletinin etkinliğinin iyileştirilmesinde Abhazya’ya büyük bir yardım sağlayan dünyadaki tek ülke şu anda. Bu yardım bir vakitler Avrupa’daki “Marshall Planı” ile benzerlikler taşıyor. Rusya savaşın sonuçlarına karşı durmamıza yardım ediyor ve Abhaz devletinin niteliğini iyileştiriyor. Rus-Abhaz işbirliğinin tüm boyutları, iki ülke arasındaki sağlam bir akdi çerçeve tarafından düzenlenmiştir. En önemlisi, Rusya’nın Abhazya’ya yardımı meşrudur çünkü halkın iradesine ters düşmemektedir. Bir diğer nokta, Rusya Federasyonu ile devletler arasındaki ilişkilerde profesyonel ve kurumsal olarak her zaman eşit düzeyi yakalayamayabiliyoruz. Çok şey öğreniyoruz ama birinin uydusu haline geldiğimiz anlamına gelmiyor. Şayet bu, devletler arası işbirliğinin yoğunluğu değerlendirme şekliyse o halde Gürcistan ABD’nin uydusudur ve Yeni Zelenda da, Avustralya’nın.  

Suriyeli Kafkasyalıların vatana geri dönüşlerini başarılı bir bağımsız proje olarak tanımlayabilir miyiz? Moskova bu konuda ne diyor? Moskova’yla koordineli bir şekilde mi çalışıyorsunuz?

Siyasi olarak bu meselede bir koordinasyon yok. Suriye’de binden fazla soydaşımız var ve Abhaz devletinin görevi, vahim bir insani kriz içindeki bu insanların gelmelerine yardım etmektir. Başkan Ankvab Suriye’de bu kötü durumun belirmesinden hemen sonra geri dönüş sürecini sağlamak için bir dizi talepte bulundu. Abhazya yönetimi Beyrut’tan Soçi’ye iki charter uçuşunun masraflarını üstlendi. Her sorumlu yönetim gibi davrandık bu konuda. Kuşkusuz Rusya Federasyonu’nun yardımı olmadan vize, taşıma ve lojistik problemlerini çözmemiz imkansızdı. Bu konuda Rusya’nın katkısı büyük: onun rızası olmadan geri dönüşü sağlamak teknik olarak olanaksızdı, Suriye’den gelen soydaşlarımız RF toprakları üzerinden Abhazya’ya geçtiler. Rus meslektaşlarımızın çeşitli düzeylerde bize sunduğu destek gerçekten çok etkileyici.   

Abhazya üzerinden Ermenistan’a demiryolu projesi gerçekleştiğinde, bu durum Moskova için Gürcistan’a karşı politik avantaj sağlayacak. Tiflis’in pozisyonu, demiryolu ile ilgili bu proje eğer ekonomik bir proje ise, Moskova DTÖ’ne katıldığından, bu projenin Sohum ile değil de Tiflis ile Moskova arasında bir anlaşmaya dayanması yönündedir. Siz bu projenin Abhazya için en gerekli şey olduğuna inanıyor musunuz? 

Projenin ticari bakımdan yaşayabilirliğini açık bir şekilde ilan edecek gerekli ekonometrik hesaplamalara henüz sahip değiliz. Tek bir şeyi hemen söyleyebilirim: Rusya’dan Ermenistan’a uzanan demiryolunu hiçbir zaman kullanmamaya karar verseler de, demiryolunun Abhazya’daki kısmının (kullanımına dair) siyasi ve hukuki yetkinin kime ait olduğu spekülasyon konusu olamaz. Abhazya’daki demiryolunun mülkiyeti devletimize aittir ve başka bir alternatif burada söz konusu değildir. 

Genel olarak Rusya’nın DTÖ’ne üye olması Abhazya’nın ekonomisine ve bağımsızlığına zarar verdi mi?

Hayır. Rusya’nın DTÖ’yle girdiği yeni süreç Abhazya’nın dış faaliyetini etkilemedi. Rus-Gürcü anlaşmasının yürürlüğe girmesinden sonra ülkemizin egemenlik hakkının ihlal edileceği yönündeki endişe ve uyarılar yersizdir.

Abhazya’nın Türkiye ile tarihi ve kültürel güçlü bağları var ve deniz komşusu. Bu ilişki gelişiyor mu? Onları ortağınız addebilir misiniz?

Türkiye ile ilişkilerimiz hep oldu ve bunlar kültürel, siyasi, ekonomik bağlardan ileri geldi. Türkiye’de Abhaz dili ve geleneğini büyük ölçüde muhafaza etmiş üç yüz bin kişilik bir Abhaz diasporasının varlığı ilişkilerimizde göz ardı edilmemesi gereken çok önemli bir faktördür. Resmi olarak Gürcistan’ın sözde toprak bütünlüğünü destekleyen ve NATO üyesi olan Türkiye ile henüz resmi ilişkiler içinde değiliz. Bununla birlikte, Türkiye’nin bölgede daha fazla bağımsız rol aldığının işaretleri mevcuttur. Bu da Türkiye’nin şu an mevcut olan jeopolitik şemalara bağımlılığının azalmasına ve Abhazya ile ilişkilerinde daha pragmatik olmasına yol açabilir.

Gürcistan ile diyalog mümkün mü? Bu konudaki perspektifiniz nedir?

Gürcistan ile komşuyuz. Değiştirilemez bir coğrafi durum söz konusu. Bugün milletlerimiz arasında sadece fiziki ve siyasi değil insani yönü de olan bir duvar var. Abhazya’da, Gürcistan’la ilgili sadece ortalama bilgisi olan genç kuşak için Gürcistan’ın uzaklık ve az bilinme açısından Zimbabwe’den farkı yok… Gürcü halkıyla birlikte yaşama deneyimine sahip yetişkinler ise Gürcistan’a güvenmiyor. İki ülke arasında normal bir komşuluk ilişkisi geliştirmenin tek yolunun Abhazya’nın bağımsızlığının Gürcistan tarafından tanınması olduğunu düşünüyorum. Gürcü otoritelerin Abhazya’nın Gürcistan’a dönmesi noktasındaki ısrarı, halklarımız ve devletlerimiz arasında gelecekte olası iyi ilişkilerin temellerini yıkmaktadır. Tiflis’teki ılımlı kimselerin bunun bilincinde olduğuna eminim.  

 

(*)  http://www.kommersant.ru/doc/2263824?isSearch=True

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir