“Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nun Abhazya ve Güney Osetya’dan gelen mültecilere ilişkin kararı tamamen işlevsizdir”.
BM Genel Kurulu’nun 80. oturumunda Abhazya ve Güney Osetya’daki mültecilere yönelik kabul edilen karar, Abhazya Dışişleri Bakanlığı tarafından sert bir dille eleştirildi. Bakanlık, kararın insan hakları kaygısından tamamen uzak, kolektif Batı’nın baskısıyla şekillenmiş siyasi bir hamle olduğunu belirtti. Abhazya’nın görüşü alınmadan kabul edilen bu belgenin hiçbir pratik karşılığı olmadığını vurgulayan bakanlık, BM platformunda Abhazya’ya söz hakkı tanınmamasının derin bir ayrımcılık örneği olduğunu ve oturumun Gürcistan’ın tek taraflı bir monoloğuna dönüştürüldüğünü ifade etti.
Açıklamada, Washington ve Brüksel’in finansal yardım ve siyasi şantaj gibi diplomatik baskı araçlarını kullanarak gelişmekte olan ülkeleri “evet” oyu vermeye veya çekimser kalmaya zorladığı dile getirildi. Bu diplomatik hareketliliğin, Gürcistan iç siyasetindeki muhalefet partisi Birleşik Ulusal Hareket’in (ENH) “Abhazya’yı Unutma” kampanyası ve sanal mülk tescili gibi popülist çıkışlarıyla eş zamanlı olarak tezahür ettiğine dikkat çekildi. Bakanlık, Tiflis yönetiminin kendi halkını otuz yıldır yoksulluğa mahkum ederek siyasi bir kalkan ve seçim malzemesi olarak kullandığını belirtti.
Tarihsel sürece de değinilen açıklamada, Gürcü nüfusun Abhaz topraklarındaki varlığının 19. yüzyılın ikinci yarısındaki göç dalgaları ve özellikle Stalin-Beriya dönemindeki “Abhazperereselenstroy” (Abhazya Göçmen İskan İdaresi) kapsamındaki sistemli kolonizasyon politikasının bir sonucu olduğu hatırlatıldı. Abhazya’nın 1999 yılında tek taraflı olarak mültecilerin Gal bölgesine dönüşü için iyi niyetli bir süreç başlattığı, ancak bu girişimin Gürcistan’ın provokasyonları ve terör eylemleriyle baltalandığı, bu süreçte 117 barış gücü askerinin hayatını kaybettiği aktarıldı. Buna rağmen on binlerce etnik Gürcü’nün Abhazya’ya güvenle geri döndüğü belirtilerek Gürcistan’ın mülteci istatistiklerini manipüle ettiği, mültecilerin üçte birinin halihazırda başka ülke vatandaşlığına geçerek bu statülerini hukuken kaybettiği ve Abhaz halkına karşı savaş suçu işleyenlerin mülteci sayılamayacağı vurgulandı. 14 Ağustos 1992’de Abhazya topraklarını işgal eden Gürcistan’ın neden olduğu devasa maddi ve manevi zararın hesabını vermesi gerektiği belirtilen açıklamada; Tiflis yönetiminin New York’ta taraflı kararlar çıkarmak yerine, mevcut siyasi-hukuki gerçekleri tanıması ve askeri güç kullanılmayacağına dair hukuki açıdan bağlayıcı bir anlaşmayı imzalaması gerektiği ifade edildi.
*Kaynak: Apsnypress 05.06.2026
Haber metninde geçen Абхазпереселенстрой (Abhazya Göçmen İskan İdaresi), 1937-1953 yılları arasında (Stalin ve Beriya döneminde) bizzat devlet eliyle yürütülen zorunlu bir göç ve kolonizasyon politikasıdır. Bu yapının tek amacı, Gürcistan’ın iç bölgelerinden on binlerce etnik Gürcü’yü (özellikle Megrelleri) planlı bir şekilde Abhazya’ya göç ettirmek ve buradaki Abhaz nüfus oranını yapay bir şekilde eriterek demografik yapıyı değiştirmekti. Gürcistan’ın Abhazya demografisini değiştirme stratejisinin en somut tarihsel örneği olan bu uygulama, Abhazya’nın nüfus yapısının hangi tarihsel kırılmalarla dönüştürüldüğünü ve bugünkü mülteci iddialarının kökenini anlamak açısından büyük bir tarihsel öneme sahiptir. Benzer şekilde, açıklamada yer alan mülteci ve vatandaşlık hukuku söylemleri de uluslararası mevzuat ve anlaşmalar açısından konunun hukuki arka planını net bir biçimde ortaya koymaktadır.