Uluslararası Konferansta Abhazya Savunması

 

Marmara Üniversitesi tarafından Marmara Belediyeler Birliği’nin desteğiyle düzenlenen “4. Uluslararası Mavi Karadeniz Konferansı” Marmara Üniversitesi Anadoluhisarı Kampüsü’nde 25-26 Kasım 2013’de gerçekleştirildi.

Marmara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi’nin öncülüğünde düzenlenen ve bu yılki teması “Karadeniz’de Çatışma Çözümü, İşbirliği ve Demokratikleşme İçin Yerel ve Uluslararası Perspektifler” olan akademik buluşmaya 19 ülkeden toplam 133 akademisyen ve araştırmacı katılımda bulundu.

Kaffed Abhazya Çalışma Grubu üyesi A’tarba Osman Güdü; 4. Uluslararası Mavi Karadeniz Konferansı’na katılarak “Kafkasya’daki Savaşlar ve Yeni Oluşumlar” başlığı altında “Abhazya” konusunda bir konuşma yaptı. Uluslararası bir konferansta Abhazya’nın bağımsızlığının meşruluğu ve haklı dayanakları konusunda yapılan bu sunumu önemine binaen siz Altın Post okurları ile paylaşıyoruz.

 

SOVYETLER BİRLİĞİ SONRASI

KAFKASYA’DA SAVAŞLAR VE YENİ YAPILANMALAR

Osman GÜDÜ (Mimar-I.B.B Meclis üyesi)

 

Giriş

Kafkasya tarih boyunca Anadolu ile Asya kıtası arasında köprü oluşturan konumu ile, bir çok medeniyetin, uygarlığın,kültürün geçişine tanıklık etmiş,üzerinde binlerce yıllık tarihi ve kültürel zenginliklerini bu geçişler içinde zenginleştirmiş, istilalara uğramış,mitolojik tanrılara ev sahipliği yapmış ve Kaf dağının ardı hep gizemli kalmıştır.Yüzlerce dilin konuşulduğu,tarih boyunca onlarca halkın vatanı olan Kafkasya her dönemde bu özellikleri ile gündemde olmuştur.Bu bölgenin Çarlık Rusyasından sonraki 1917’deki Bolşevik devriminde kurulan Sovyetler Birliğinin dağılmasından sonrasında ki savaşların ve yeni yapılanmaların (Abhazya-G.Osetya)içinde, Abhazya’ya bu projeksiyonla bakacak olursak ;

A) Tarihte Abhazya

B) Çarlık Rusya döneminde Abhazya,

C) Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği döneminde Abhazya

D) Sovyetler Birliği sonrasında Abhazya, olarak tanımlamak gerekir…

 

A) TARİHTE ABHAZYA

Abhazya ve ülkeye adını veren otokton halkı Abhazlar bölgede uzun bir tarihi geçmişe sahiptir. Abhazlar ilk güçlü devlet örgütlenmesini M.S. 8’inci yüzyılda gerçekleştirmişlerdir. 730’da kurulan Abhaz Krallığı, Karadeniz’in en güçlü devletlerinden biri olarak yüzlerce yıl hüküm sürmüştür. 10. ve 11. yüzyıllarda Abhaz Krallığı, Batı Gürcistan’ı da içine alacak şekilde genişlemiş ve başkentini Novy Afon’dan Kutaisi’ye taşımıştır. Moğol istilası ile bu krallık yıkılmış ve Abhazlar yeniden eski topraklarına çekilerek orada egemenlik sürmeye devam etmiştir. Abhazya daha sonra Arap, Pers, Bizans ıstılalarını yaşamış, 1555’de bölgede hakimiyet kuran Osmanlı imparatorluğunun, 1810’da da Çarlık Rusya’sının kontrolüne geçmiştir.

 

B) ÇARLIK RUSYA’SI DÖNEMİNDE ABHAZYA

Çarlık Rusya’sının sıcak denizlere inme ve imparatorluğunun sınırlarını genişletme düşüncesi,bölge halkları ile Çarlık Rusya’sının ordularını karşı karşıya getirmiştir. Rusların ‘’Dağlı’’ dedikleri Kafkas halkları Çar ordularına uzun yıllar direnmiştir. Bu direniş çoğu zaman çok güçlü ordu ve silahlara sahip Çar güçlerine ağır yenilgiler yaşatmış,ve bu çatışmalar, 300 yıl sürecek kanlı savaşlarla sürmüştür. Bu savaşlarda Kuzey Kafkas halklarıyla birlikte Abhazlar da Rusya’ya karşı başkaldırmıştır. Çar’ın sayı ve silah gücü ile donanımlı ordularına yenilen Kafkas Halkları, gibi Abhazlar için de tam bir yıkım olmuştur. Çarlık Rusyası’nın Abhazya’yı işgal ve ilhak etmesinden sonra Abhazların büyük bir bölümü 1864’de, kalanların da önemli bir kesimi 1877-1878’de (93 Harbi’nden sonra) anayurtlarını terke zorlanarak dönemin Osmanlı topraklarına sürgün edilmiştir. Bu iki büyük sürgün sonucu Abhaz nüfusunun %70’inden fazlası anayurtlarını terk etmek zorunda bırakılmış, boşaltılan topraklara Ruslar, Kazaklar ve Gürcüler yerleştirilmeye başlanmıştır. Sürgün sonrası döneminde Abhazya’da Rus askeri yönetimi kurulmuş, ülke “Sohum Askeri Bölgesi” olarak tanımlanmış ve buna uygun bir askeri-idari yönetim aygıtı oluşturulmuştur. Çarlık Rusya’sının uyguladığı sürgün politikası sonucu Abhazların çok büyük bir kesimi Abhazya’dan ayrılmak zorunda kalmıştır.Çarlık Rusya’sının izlemiş olduğu bu sömürgeci politikalarla, Kendi iç dinamikleriyle ekonomik ve kültürel gelişiminin engellenmiş olması, Abhazları giderek kendi ülkelerinde azınlık durumuna düşürmüştür.

 

C) SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLER BİRLİĞİ DÖNEMİNDE ABHAZYA

1917 Ekim devriminden sonra yıkılan Çarlık Rusya’sının yerine yeni devlet kurulmuş,bu yapı tüm eski imparatorluk içinde yer alan halkların oluşturduğu Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği içinde tarihteki yerini almıştır.

1917’de Rusya’da gerçekleşen Bolşevik İhtilali, Kafkasya’yı da etkisi altına almış ve Abhazya’ya yeniden egemen devlet olma şansı getirmiştir. 1921’de “Abhazya Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti” kurulmuştur. 1922’de ise Abhazya ile Gürcistan, iki ayrı egemen devlet olarak “Anlaşmalı Sosyalist Federal Cumhuriyeti” oluşturmuşlardır. Abhazya’nın 1925 Anayasası bu çerçevede ele alınmış ve bu anayasada;iki ayrı egemen devletin varlığı,bir bütün ve ayrı ayrı,sınırı ve egemenliği,etnik alandaki eşitlik ve özgürlüğü,devlet olma özelliği, işlenmiştir.

Abhazya’nın devlet statüsü bu anayasa ile belirlenmiştir. Lenin’in ölümünden sonra ,1931’de SSCB’nin başına Gürcü asıllı J.Stalin’in geçmesi ile birlikte, Abhazya’nın 10 yıllık “cumhuriyet” statüsü “özerk cumhuriyet” statüsüne dönüştürülerek Gürcistan’a bağlanmıştır. Ve SSCB tarihinde siyasi statüsü düşürülen tek ülke Abhazya olarak tarihe geçmiştir.1931’den 1953 yılına kadar J.Stalin’in iktidardaki sürede, Lavrenti Beria (Kafkasya gizli polis şefi)ile birlikte Abhazların Gürcüleştirme politikaları içinde,Abhaz aydınları yok edilmiş,Abhazlar Abhazya’dan sürülmüştür. Geçmişte ve günümüzdeki Gürcistan yönetimlerinin izlemiş olduğu imha ve inkar politikaları, Abhazya’daki bütün halkların Gürcüleştirilmesine yönelik politikalar ile sorun bu günlere taşınmıştır. [2]

Abhazya’yı Gürcüleştirme politikaları 1931-1978 yılları arasında en ağır şekilde uygulanmış, bunun sonucu olarak, Abhazların genel nüfusa oranı 1900’un başında yüzde 55’lerde iken, 1940’larda yüzde 25’lere, 1970’lerde ise yüzde 18’lere gerilemiştir. Buna karşılık Gürcü-Megrel-Svan nüfus oranı ise, son 50 yıl içinde yüzde 20’lerden yüzde 45’lere çıkarılmıştır.Tam bir asimilasyon politikası izlenmiştir.

1953’de J.Stalin’in ölümüyle birlikte, Abhazlar kendi ülkelerinde yeniden söz sahibi olmaya başlamıştır. Ancak Gürcistan’ın Abhazya’yı kontrol etmek için anayasal haklarını kısıtlama girişimi yüzünden 1967 ve 1978’de büyük çaplı gerginlikler yaşanmış, bunun üzerine 1978’de Abhazya ve Gürcistan anayasaları, 1977’de düzenlenen SSCB anayasasına paralel olarak yenilenmiştir. Böylece Abhazya ile Gürcistan ilişkileri, Abhazya lehine nispeten iyileştirilmiştir.

 

D) SOVYET SOSYALİST CUMHURİYETLERİ BİRLİĞİNDEN SONRA ABHAZYA

Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra,bir çok bağlı devlet bağımsızlıklarını ilan etmiş,bu süreçte de Gürcistan ile Abhazya arasındaki ilişkiler yeni bir boyut kazanmıştır. 1991’de Gürcistan iktidarı, 1921 ile 1928 yılları arasındaki tüm hukuki kararları yürürlükten kaldırarak,Gürcistan Abhazya ilişkilerini sağlayan tüm hukuki kararları da geçersiz saymıştır. Bu karar Abhazya ile olan ilişkileri tamamen hükümsüz bırakmıştır.Bu gelişmeler ile yükselen Gürcü milliyetçiliği ve şovenizm ,Gürcistan’da iktidarı da devirmiş,Şevardnadze Gamsakhurdiya’yı darbe ile devirerek iktidara gelmiştir.Abhazya parlamentosu,Gürcistan’daki yeni iktidara, çağrı yaparak, yeni dönemde Gürcistan, Abhazya ilişkilerini düzenlemeyi önermiştir.Abhazya’nın bu çağrısı yanıtsız kalınca, Abhazya Parlamentosu yasal ve self-determinasyon temelinde meşru siyasi haklarını kullanarak 23 Temmuz 1992’de egemenliğini ilan etmiştir.Ve kendisine bağımsız devlet statüsü veren 1925 Anayasası’na geri dönerek, bağımsızlık yolunda ilk adımını atmıştır..Bu kararın parlamentoda görüşülmesi için, 14.Ağustos.1992’ tarihinde oturum kararı alınmış,ne yazık ki bu tarihte Abhazya parlamentosu toplanamamıştır.Zira Gürcistan’ın silahlı birlikleri Abhazya’ya saldırarak, Gal, Ocamcıra, Sohum ve Gagra kentleri işgal etmiştir..Abhazlar direnişe geçmiş,Abhazlar ile birlikte bu ülkede yaşayan Ruslar,Türkler,Ermeniler,Rumlar, Kazaklar ve Gürcüler ile Megrellerin bir kısmı bu direnişe katılmıştır.

Savaş bir yıl sürmüş,bu süreçte Adiğey, Kabatay, Çeçen, Oset, Dağıstanlı,ve Türkiyeli Abhazlar bu savaşta Abhazya’nın yanında yer alarak destek vermiş, 3.Eylül.1992’de Moskova’da Boris Yeltsin gözetiminde Gürcü ve Abhaz liderler bir araya gelmiştir. Askeri güçlerin geri çekilmesi konusunda anlaşmaya varılmış,ancak Gürcistan bu anlaşmaya uymamıştır.Savaş yeniden şiddetlenmiş,her iki tarafta ağır kayıplar vermiş. Bir yıl içinde 5 bin Abhaz öldürülmüş, on binlercesi yaralanmış, savaş Abhazya’da 10 milyar dolarlık maddi değer kaybına yol açmıştır. Abhazya’nın kültürü,ekolojisi,tarihi büyük ölçüde tahrip edilmiş,ve savaş Gürcü birliklerinin Abhazya’dan atılması ile sona ermiştir. Savaş sonrası Abhazya-Gürcistan arası Birleşmiş milletler,AGİT,ve Rusya Federasyonu gözetiminde diplomatik maraton başlamış; 1.Aralık 1993’de başlayan bu maratonda barış yolu ile çözümler aranmış,savaş nedeni ile Abhazya’yı terk eden Gürcü mültecilerin dönüşleri görüşülmüş,iki
ülke arasında tampon bölge oluşturulmuş,ticari ve kültürel ilişkilerin yürütülmesine yönelik çalışmalar yapılmış,ancak ,bu görüşmelerde kendi istediği politik kararları sağlayamayan Gürcistan yeni bir hamle ile,ambargo kararı alınmasını sağlamıştır.

1995 yılında Gürcistan’ın talebi üzerine Bağımsız Devletler Topluluğu Abhazya’ya ağır yaptırımlar içeren ambargo uygulamaya başlamış, Şevardnadze’nin bu girişimleri ile, Abhazya’ya karşı ambargo kararının uygulanması Rusya’ya bırakılmıştır. Rusya, Eylül 1994’de Abhazya sınırını kapatmış, Ekim sonunda ise denizden de abluka oluşturması sonucu Abhazya dünyadan tamamen tecrit edilmiş ve ağır bir ambargoyla karşı karşıya bırakılmıştır.Bu süreçte ilaç ve insani yardımlar dahi Abhazya’ya ulaştırılmamıştır.[4]

2000’li yılların başına kadar Abhazya’nın dünyadan izole durumu devam etmiştir. Bu yıllarda Rusya ile Gürcistan arasındaki işbirliği havası 2003 yılında Gürcistan’daki iktidar değişikliğiyle birlikte bozulmaya başlamış, Gürcistan’daki yeni iktidarın yüzünü tamamen Batı’ya çevirmesi ve Abhazya sorununu Batılı ülkeler üzerinden çözme girişimleri Rusya-Gürcistan ilişkilerini daha da kötüleştirmiştir. Gürcistan’la ilişkileri bozulan Rusya’ya, Abhazlar için yeni bir fırsat doğurmuş ve Abhazya Rusya üzerinden dünyaya yeniden açılmaya başlamıştır.

1997’de Abhazya Gürcistan’a siyasi bir proje sunmuş. ‘’Tarafların ilişkisini federatif bir yapıya oturtan ve karşılıklı bir stratejiyi belirleyen oluşumuna’’ ait öneri projeye, Gürcistan yanıt vermemiştir. Bu girişimden sonra da Abhazya projesini geri çekmiştir.Bu gelişmeler üzerine Milliyetçi Gürcüler iktidarın da desteği ile,26.Mayıs.1998 de ,sınırdaki barış gücü askerlerini de yararak yeniden Gal bölgesini işgal etmeye kalkmıştır. Çok sayıda insanın olduğu çatışmalardan sonra, B.M ,AGİT ve Rusya 1998 yılı sonunda barış görüşmelerini yeniden başlatmıştır.

16-18 Ekim.1998 ‘de Atina’da ve 7-9 Haziran 1999’da İstanbul’da ,15-16.Mart 2001’de Yalta’da görüşmeler yapılmış,iki taraf sınır güvenliği,mültecilerin dönüşü,ekonomik ilişkilerin geliştirilmesi hakkındaki konuları tekrar ele almış,ancak bu süreçte ,siyasi bir çözüm sağlanamamıştır.

Abhazya’nın 1997 yılındaki federatif çözümü de yanıtsız kalınca 3-Ekim.1999’da Abhazya’da yapılan referandumda halkın % 98’i bağımsızlıktan yana oy kullanmıştır. Tüm görüşmelerde ,Gürcistan’ın siyasi çözüm önerisi otonomi vermekten ileri gitmemiştir.Kafkaslarda, Sovyetler Birliği’nin dağılmasından sonra başlayan, Gürcistan-Güney Osetya ve Gürcistan-Abhazya arasındaki sıcak çatışma süreci, Gürcistan’ın çok büyük bir stratejik hatası ve emperyal güçlerin yönlendirmesi ile, 7 Ağustos 2008 gecesi Gürcistan kuvvetleri Güney Osetya’nın başkenti Shinval’de Rus arabulucular ve sivillere saldırmış,tüm dünyanın gözü olimpiyatlarda iken bir oldu bittiye getirtilerek G.Osetya işgal edilmiştir.Bu girişime Rus ve Oset askeri güçlerinin tepkisi hızlı olmuş, Güney Osetya’daki sivilleri koruma gerekçesiyle Rus kuvvetleri Güney Osetya’ya girerek,Gürcü ordularına ağır bir darbe vurarak,devamında da Gürcistan içindeki tüm mevziileri yerle bir etmiştir.Gürcistan devlet başkanı Sakaaşvili A.B.D ve Batılı müttefiklerinden yardım istemişse de,istediği yardımları alamamış,ve birkaç gün içinde ağır kayıplar vererek ülkesinin geleceğinin çok kötü sonuçlara giden adımlarını atmıştır. Bu arada ,Rusya Federasyonu Dışişleri Bakanı Sergei Lavrov barışın sağlanabilmesi için Rus arabulucuların yetkilerinin arttırarak girişimlerini desteklemiştir. [6]

Güney Osetya’da yaşanan olaylar üzerine Abhazya’da da hareketlenmeler yaşanmış, Rusya-Abhazya askeri birlikleri Gürcistan sınırı boyunca ve Kodor Vadisi’nde bir araya gelerek, Abhazya, Gürcistan sınırı boyunca oluşabilecek askeri hareketlilikten endişe duyan Abhazya’ya yardım ederek,Bu bölgeden Gürcü birliklerinin tamamen çekilmesini sağlamıştır..[7] Gürcistan birlikleri Güney Osetya sınırından da çıkarılarak bölgede etkisizleştirilmiştir. [8]

Yaşanan bu mücadele Rusya’nın politik bazı adımlar atmasını gerektirmiş, Rusya Federasyonu Devlet Başkanı Medvedev ile Abhazya ve Güney Osetyalı liderler Bagaps ve Kokoity’nin 26 Ağustos 2008’de bir araya geldiği toplantı sonunda Abhazya ve Güney Osetya’nın bağımsız devletler olarak resmen tanınmasına karar verilmiştir. [9]

Bağımsızlığın tanınması ile birlikte Abhazya’nın uluslararası alandaki statüsü birden değişmiş,bu değişiklik hem uluslararası, hem bölgesel hem de özelde Kuzey Kafkasya’daki politikalar bağlamında önemli gelişmelere de sebep olmuştur. Abhazya, bilinmeyen, izole ve kapalı bir devletçik olmaktan çıkıp uluslararası alanda tanınan ve konuşulan, bağımsızlığıyla uluslararası hukukun temel kurallarını etkileyecek bir takım süreçleri başlatan, küresel mücadelelerin de merkezinde yer alan bir ülkeye dönüşmüştür. Abhazya ile ilgili tartışmaların bir diğer noktası da başta, Rusya’nın ardından Nikaragua, Venezuela, Nauru, Vanuatu ve Tuvalu’nun da Abhazya’nın ve Güney Osetya’nın bağımsızlığını tanıması, bu iki ülkeyi uluslararası siyasi sisteminin bir parçası haline getirmiştir..Bu tanıma kararları tüm dünyada çok geniş yankılar uyandırmış,Avrupa Birliği ve A.B.D, Rusya’nın aldığı bu kararı yeniden gözden geçirmesi talebinde bulunmuş,ancak Rusya bölgesinde oynanan satranç oyununun en güçlü silahını kullanarak aldığı kararın arkasında durarak Gürcistan’da kaybettiği stratejik gücünü Abhazya üzerinden yeniden kazanmıştır.

Abhazya’nın, Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi Daimi Üyesi Rusya Federasyonu ve Birleşmiş Milletler üyesi beş ülke tarafından resmen tanınmasıyla Abhazya ile Gürcistan arasında yepyeni bir dönem başlamıştır.

Bağımsızlıktan sonra Abhazya, demokratik, katılımcı bir siyasal yapı kurmaya çalışmış, parlamentosuyla özellikle savaş sonrası dönemde kendi halkına yeten bir devletleşme sürecini başlatarak ekonomik yapıyı oluşturma yolunda çaba göstermiştir. 2004-2005 sonrası dönemde Rusya’nın baskısıyla ambargo kalkınca ekonomisi canlanan Abhazya, 2005-2008 arası döneminde de dünya ile iletişimi hızlandırmış, diaspora ile ilişkilerini arttırmış ve küresel ekonomik düzenin parçası olma yolunda çaba göstermiştir. Bu süre zarfında Abhazya’da siyasal partiler kurulmuş, seçimler yapılmış ve toplum normalleşen bir hayata doğru adım, adım ilerlemiştir.[5] 2005’ten sonra yaşanmaya başlayan bu süreç 2008 Ağustos ayında yaşanan “5 gün savaşı” ile farklı bir zemin kazanmıştır.

2008 yılındaki resmi tanıma öncesinde, Abhazya’nın anayasası, bayrağı, milli marşı ve diğer devlet sembolleri mevcuttur. Seçilmiş bir parlamentosu, bir devlet başkanı, başbakan ve bakanlar kurulu, kendi bağımsız dış politikası, küçük ama etkin bir ordusu, iç ve dış sınır kontrol birlikleri, hukuk sistemi ve devletin gözetiminde bulunan sosyal ve ekonomik kurumları bulunmaktadır. Yaşanan sert ekonomik ambargolara rağmen Abhazya turistik altyapısını, tropikal tarım koşullarını ve doğal kaynak avantajlarını kullanmak suretiyle belli bir ekonomik faaliyet seviyesine erişmeyi başarmıştır.

Politik açıdan bakıldığında ise, savaş sonrasında siyasi çoğulculuk sistemine geçilmiş, çok partili sistem ve canlı bir sivil toplum örgütlenmesi yaratılmış, devlet başkanlığı ve parlamento seçimleri yapılmıştır. Demokratik özgürlükler açısından bakıldığında, Abhazya resmen tanınmasından önce bile ABD merkezli Freedom House adlı sivil toplum kuruluşu tarafından “yarı bağımsız” ülke kategorisine alınarak Gürcistan ile aynı seviyede yer almış ve uluslararası anlamda tanınmış bulunan pek çok eski Sovyet devletinin de üzerinde bir konuma yerleşmiştir.[11]

Devletlerarası hukuk açısından Abhazya devlet sayılabilmek için aranan tüm kriterleri karşılamaktadır. 1933 tarihli Montevideo Konvansiyonu’nun Devletlerin Hak ve Yükümlülükleri konulu 1 nolu maddesine göre “devletlerarası hukukun bir parçası olarak devlet su özellikleri taşımalıdır: (a) daimi bir nüfus, (b) tanımlanmış bir toprak parçası, (c) bir hükümet, (d) diğer devletlerle ilişki kurabilme kapasitesi.[12]tüm bu veriler Abhazya için mevcuttur.

Yeni bir devletin tanınması ile ilgili iki ekol mevcuttur. “açıklayıcı teori” ye göre “yeni bir devletin tanınması, prensipte yeni bir devletin varlığından bağımsız politik bir eylemdir.” Buna göre belirlenmiş bir toprağı, daimi bir nüfusu, kendi kendini kontrol edebilen bir hükümeti, kendi işlerini görebilen ve bunu yapma kapasitesine sahip olan oluşumlar devlet olarak tanımlanır ve bu anlamda tanınma zorunluluğu yoktur. Bu teoride resmen tanınma, temel yasal ilkeden çok uluslararası hayatın politik bir gerçekliğidir. Diğer devletler tarafından tanınsın ya da tanınmasın devlet olmanın gerektirdiği koşulları eksiksiz yerine getiren her yeni devlet yürürlüktedir.[14]

Kabul gören diğer bir tanınma tezi de “yapıcı teori” olarak adlandırılan muhafazakar görüştür. Bu teori açıklayıcı teorinin aksine tanınmanın bir devletin önemli özelliklerinden biri olduğunu savunur. Bu teoriye göre “devlet olmakla ilgili hak ve yükümlülükler sadece tanınma yoluyla elde edilebilir. Yapıcı teori bir ülkenin devlet sayılabilmesi için kaç tane devlet tarafından tanınması gerektiğini belirtmemektedir. Bu yüzden bu muhafazakar ve kısıtlayıcı teoriye göre bile, Abhazya, BM üyesi iki devlet tarafından tanındıktan sonra devletlerarası hukuk açısından devlet sayılabilmek için gereken resmi kriterleri, diğer devletler tarafından diplomatik tanınma dahil olmak üzere yerine getirmiş sayılmaktadır.[15]

BM üyesi iki devlet tarafından tanınmasının Abhazya’nın kendini yöneten bağımsız bir devlet sayılması için yeterli olduğu düşünülmektedir.

2008 yılının Ağustos ayında yapılan savaş Türk dış politikası açısından çok zorlayıcı bir savaş olmuş, Türkiye bu savaşta insanı önlemler alma (Kızılay
yardımları, zorunlu göçmen akımına karşı önlemler vb.) dışında genel olarak hiçbir adım atmamıştır. Savaş sırasında Abhaz, Gürcü ve Oset’lerin sorunları yerine enerji hatlarının güvenliği ile ilgilenilmiştir.

ABD ve Batı ittifakı Gürcistan’ı Abhazya ve Güney Osetya’ya karşı desteklemekle soruna tek taraflı bir bakış açısı sergilemektedir. Bu anlamda meseleye soğuk Savaş mantığı ile bakmakta ve Gürcistan’ın toprak bütünlüğünü savunmaktadır. Oysa Abhazya ve Güney Osetya geri döndürülemez şekilde Gürcistan’dan ayrılmıştır. Uluslararası toplum da Abhazya’nın bağımsızlığını tanımalı ve desteklemelidir. Bu destek demokrasiye ve barışa büyük bir katkı sağlayacaktır.

Kafkasya’da barış ve istikrarın sağlanması için Türkiye ve Rusya’ya büyük görevler düşmektedir. Rusya ve Türkiye’nin bölge politikaları açık ve şeffaf olmalıdır. Öncelikli misyon bölgedeki ekonomik yapının güçlendirilmesidir. Abhazya’ya ulaşım imkanlarının geliştirilmesi, özellikle Türkiye’den deniz ve havayolunun açılması önem taşımaktadır. Abhazya da buna karşılık Türkiye ile ilişkileri kültürel ve ekonomik ilişkilerden siyasi ve güvenlik ilişkilerine dönüştürmelidir.

Dünya açısından Kafkasya, sadece stratejik coğrafi önemi ile değerlendirilmemeli, bu bölgede yaşayan halkların haklarını koruyacak politikalar geliştirilmeli, bölgenin kültürel, ekonomik ve ekolojik zenginliği desteklenmelidir.

Türkiye’de nüfusu milyonları aşan Abhaz-Adiğe diasporası, Abhazya ve Kuzey Kafkasya için teminattır. Diasporanın tarihi misyonunu yerine getirebilmesi örgütlenmesini güçlendirmesi ve siyasallaşması ile mümkündür. Diasporanın sahip olduğu potansiyel tüm zorluklara ve engellemelere rağmen bir değişim ve dönüşüm sağlayacaktır. Çünkü eğitimli ve toplumu sürükleyecek elit, entelektüel grupların sayısı arttıkça ve bu grupların inisiyatifi geliştikçe süreç doğru yönde işlemeye devam edecektir.

 

Kaynakça

CHİRİKBA, Viacheslav, “Devletlerarası Hukuk Açısından Abhazya Cumhuriyeti’nin Yasal Konumu ve Statüsü”, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Düzenlediği Uluslararası Konferans Konuşmaları, 30-31 Mayıs 2009, İstanbul

ÇELİKPALA, Mithat, “Uluslararası İlişkiler Bağlamında Abhazya”, http://www.xabze.net/blog/?p=915

HİLLE, Charlotte, “Devletlerarası Hukukta Abhazya’nın Tanınması”, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Düzenlediği Uluslararası Konferans Konuşmaları, 30-31 Mayıs 2009, İstanbul

http://abkhazworld.com/headlines/706-26th-of-august-2011-by-richard-berge.html

http://english.pravda.rü/russia/kremlin/26-08-2008/106214-russia_ossetia_abkhazia-0/

http://www.cdi.org/russia/johnson/2008-156-4.cfm

http://www.jus.uıo.no/english/services/library/treaties/01/1-02/rights-duties-states.xml

http://www.un.ınt/russia/new/Mainroot/docs/warfare/statement090808en.htm

KANBOLAT Hasan, “Beş Gün Savaşı Sonrası Kafkasya’daki Yeni Dengeler”, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Düzenlediği Uluslararası Konferans Konuşmaları, 30-31 Mayıs 2009, İstanbul

Kuzey Kafkas Kültür Derneği, “Abhazya Gerçeği”, Kafdağı Yayınları, Ankara 1992

YALÇINKAYA Alaeddin, Kafkasya’da Siyasi Gelişmeler Etnik Düğümden Küresel Kördüğüme, Lalezar Kitabevi, Ankara 2006

YENİGÜN Cüneyt ve Mehmet Ali BOLAT, “Gürcistan: Kaf Dağı’nın Ardındaki Çatışma”, Dünya Çatışma Bölgeleri, Nobel Yayınları, 2004, s. 293

*İnternet kaynakları 20.04.2012 tarihinde kontrol edilmiştir.

 

________________________________________

*Yrd. Doç. Dr., Sakarya Üniversitesi, Uluslararası İlişkiler Bölümü

**Avukat, Sakarya Kafkas Kültür Derneği Başkanı

***Gazeteci, Abhazya’nın Dostları Sözcüsü

 

 

[1]Kuzey Kafkas Kültür Derneği, “Abhazya Gerçeği”, Kafdağı Yayınları, Ankara 1992

[2]Kuzey Kafkas Kültür Derneği, “Abhazya Gerçeği”, Kafdağı Yayınları, Ankara 1992

[3]Yenigün Cüneyt ve Mehmet Ali Bolat, “Gürcistan: Kaf Dağı’nın Ardındaki Çatışma”, Dünya Çatışma Bölgeleri, Nobel Yayınları, 2004, s. 293

[4]Yalçınkaya Alaeddin, “Kafkasya’da Siyasi Gelişmeler Etnik Düğümden Küresel Kördüğüme”, Lalezar Kitabevi, Ankara 2006, s.184

[5]Çelikpala, Mithat, “Uluslararası İlişkiler Bağlamında Abhazya”, http://www.xabze.net/blog/?p=915

[6]http://www.un.ınt/russia/new/Mainroot/docs/warfare/statement090808en.htm

[7]http://www.cdi.org/russia/johnson/2008-156-4.cfm

[8]Hille, Charlotte, “Devletlerarası Hukukta Abhazya’nın Tanınması”, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Düzenlediği Uluslararası Konferans Konuşmaları, 30-31 Mayıs 2009, İstanbul

[9]http://english.pravda.rü/russia/kremlin/26-08-2008/106214-russia_ossetia_abkhazia-0/

[10]Çelikpala, Mithat, “Uluslararası İlişkiler Bağlamında Abhazya”, http://www.xabze.net/blog/?p=915

[11]http://abkhazworld.com/headlines/706-26th-of-august-2011-by-richard-berge.html

[12]http://www.jus.uıo.no/english/services/library/treaties/01/1-02/rights-duties-states.xml

[13]Chirikba, Viacheslav, “Devletlerarası Hukuk Açısından Abhazya Cumhuriyeti’nin Yasal Konumu ve Statüsü”, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Düzenlediği Uluslararası Konferans Konuşmaları, 30-31 Mayıs 2009, İstanbul s. 21

[14]A.g.e., s. 22

[15]Hille, Charlotte, “Devletlerarası Hukukta Abhazya’nın Tanınması”, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Düzenlediği Uluslararası Konferans Konuşmaları, 30-31 Mayıs 2009, İstanbul

[16]Çelikpala, Mithat, “Uluslararası İlişkiler Bağlamında Abhazya”, http://www.xabze.net/blog/?p=915

[17]Kanbolat Hasan, “ Beş Gün Savaşı Sonrası Kafkasya’daki Yeni Dengeler”,, Abhazya’nın Bağımsızlığı ve Kafkasya’nın Geleceği, Abhazya’nın Dostları, Beşiktaş Belediyesi ve İstanbul Bilgi Üniversitesi’nin Düzenlediği Uluslararası Konferans Konuşmaları, 30-31 Mayıs 2009, İstanbul

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir