Sohumlu Uzmanların Gözüyle İç Siyaset, Medya ve Diaspora…
Türkiye’de Haziran 2026 sonu itibarıyla Abhazya diasporası aktivistleri ve Çerkes sivil toplum çevrelerinin öncülüğünde başlatılan “Abhazya’nın İzolasyonuna Son” kampanyası, Sohum’daki analistler ve uzmanlar nezdinde detaylı olarak değerlendiriliyor.
Türkiye’de Emek Partisi (EMEP), Halkların Eşitlik ve Demokrasi Partisi (DEM Parti), Türkiye İşçi Partisi (TİP), Yeni Parti ile o dönem TBMM’de “Yeni Yol” adı altında grup kuran Demokrasi ve Atılım Partisi (DEVA), Saadet Partisi ve Gelecek Partisi milletvekilleri, 5 Ağustos 2026’da TBMM’de ortak bir basın açıklaması yaptı. Kamuoyuna duyurulan girişim; Türkiye Cumhuriyeti hükümetine Abhaz pasaportlarının seyahat belgesi olarak kabul edilmesi ile doğrudan deniz ve hava ulaşımının başlatılması çağrısında bulundu.
Sohum merkezli GEAB Conflict portalında yayımlanan saha çalışmasında, Abhazya’daki uzmanların konuya ilişkin verdikleri doğrudan yanıtlar ve tespitler şöyle biçimleniyor:
“Türkiye’deki İzolasyonu Kaldırmak İstiyoruz Ama Türkiye’yi Ne Kadar Tanıyoruz?”
Uzmanlar, Türkiye’deki soydaşların başlattığı bu hareketin Abhazya yönetimi ve toplumu tarafından her seviyede aktif olarak desteklenmesi gerektiğinde birleşiyor. Ancak mevcut durumda desteğin çoğunlukla etnik Abhaz kesimle sınırlı kaldığına, izolasyonun kırılmasının Abhazya’da yaşayan tüm etnik gruplara sağlayacağı imkanların yeterince anlatılmadığına dikkat çekiliyor.
Birinci Uzman, sürecin sadece Türkiye’den bir beklenti şeklinde yürütülmemesi gerektiğini vurgulayarak ezber bozan bir özeleştiride bulunuyor:
“Şüphesiz soydaşlarımızı her düzeyde ve Abhaz toplumunun tüm kesimlerinde çok daha aktif bir şekilde desteklemeliyiz. Ancak bir yandan Türkiye ile aramızdaki izolasyonu kaldırmak isterken şu soruyu da tersten sormamız gerekmiyor mu: Abhazya vatandaşları Türkiye’yi ne kadar tanıyor? Şaşırtıcı gelebilir ama biz de kendi tarafımızdan Türkiye’yi topluma açmak için adımlar atmalıyız. Birkaç klişe dışında Türkiye hakkında gerçekten ne biliyoruz? Tıp gibi somut alanlarda ilk aşama iş birlikleri kurarak diyalog kanallarını geliştirmemiz gerekiyor.”
Medyanın Sessizliği: “Kimsenin Ağzının İçinden Başka Bir Yere Bakamayan Politika”
Kampanyanın Abhazya’daki resmi medyada neredeyse hiç yer bulmaması, uzmanlar tarafından iç politikadaki vizyon eksikliği, geçmiş seçim kompleksleri ve “Türkiye yanlısı ilan edilme korkusu” ile açıklanıyor.
Birinci Uzman, Abhaz medyasının ve yönetiminin bu sessizliğini sert ifadelerle eleştiriyor:
“Resmi medyamızın bu kampanyayı haberleştirmemesinin sebebi dar görüşlülüktür. Siyasaretimize ne yazık ki uzun süredir ‘Biz bir hiçiz, kendi başımıza hiçbir şey yapamayız, başkalarının yönlendirmesine muhtacız’ anlayışı hakim kılındı. Sürekli bir başkasına bakanlar, kendi etraflarına asla bakamazlar. İnsanlar sadece kendi burnunun ucunu değil, başkasının ağzının içini görmekten öteye geçemiyor. Bu girişim, vizyonsuz siyasetçilerin ezberini bozduğu için rahatsızlık yaratıyor.”
İkinci Uzman ise medyadaki bu çekimserliğin jeopolitik fobilerden kaynaklandığına değiniyor:
“Geçmiş seçim kampanyalarında yetkililerin karşısındaki isimler ‘mitolojik bir pro-Türk odağın adayı’ olarak etiketlendi. Bu bir seçim yalanıydı ama tuttu. Şimdi herkes mevcut jeopolitik konjonktürde ‘pro-Türk’ olarak damgalanmaktan korkuyor. Rusya’nın dünyayla karşı karşıya geldiği bir ortamda bu tür çekinceler ortaya çıkıyor. Türkiye de bir rakip olarak algılandığı için yetkililerimiz aşırı temkinli davranıyor.”
İnsani Hatlar, Siyasi Dengeler ve Gürcistan Faktörü
Girişimin temelinde seyahat özgürlüğü ve pasaportların hukuki geçerliliği gibi insani talepler yer alsa da, uzmanlar sürecin kaçınılmaz olarak siyasi sonuçlar doğuracağını kabul ediyor.
Üçüncü Uzman, sürecin Gürcistan’ın olası engellemelerine karşı stratejik bir dengeyle yürütülmesi gerektiğini ifade ediyor:
“Abhaz varlığının uluslararası alandaki her ifadesi, Gürcü makamlarının negatif tepkisini ve engelleme girişimlerini tetikliyor. Bu nedenle sürecin Türkiye vatandaşı olan soydaşlarımızın kendi sivil inisiyatifi olduğu vurgusu korunmalı ve stratejik bir mesafe muhafaza edilmelidir. İzolasyonun bitmesi öncelikle insani bir meseledir ve doğru uygulanırsa Abhazya’nın sesini duyurması için muazzam fırsatlar yaratacaktır.”
Geri Dönüş Anlayışında “Joker Kart”
Uzmanların en çok üzerinde durduğu konulardan biri de kampanyanın repatriasyon (ana vatana dönüş) sürecine yapacağı potansiyel etki.
Birinci Uzman, ulaşım hatlarının açılmasının geri dönüş sürecinde adeta bir “joker kart” işlevi göreceğini savunuyor:
“Bu de-izolasyon süreci, geri dönüş için bir kırılma noktası olabilir. Bu girişim, radikal kararlar alıp tüm köprüleri yakma zorunluluğunu ortadan kaldırıyor. İnsanlar artık ana vatana dönüşü ‘her şeyi geride bırakmak’ şeklinde görmek zorunda kalmayacak. Dönüş süreci çok daha kademeli, sarsıntısız ve sürdürülebilir bir yapıya bürünecek.”
İkinci ve Üçüncü Uzmanlar ise geri dönüşün kalıcı olabilmesi için sadece ulaşım hatlarının değil, Abhazya içerisinde rekabetçi bir ekonomi ve güçlü toplumsal entegrasyon programlarının da hazırlanması gerektiğinin altını çiziyor.
* Kaynak: GEAB Conflict / Saha Uzman Röportajları 26.10-04.11.2026
[EDİTÖRDEN]
Türkiye’de sivil toplumun ve siyasi partilerin desteğiyle büyüyen “Abhazya’nın İzolasyonuna Son” kampanyası, Sohum’daki analistlerin de açıkça söylediği gibi aslında bölge için tarihi bir fırsat. Uzmanların söylediklerinden de çok net anlaşılıyor ki; bu adım sadece ulaşımı kolaylaştırmakla kalmayacak, diasporanın ana vatanla bağını ve Abhazya’nın dünyaya açılmasını kökten değiştirecek bir potansiyele sahip. Artık Abhazya’daki yerel yöneticilerin “günün şartları ne der, siyaseten başımız ağrır mı” korkularını bir kenara bırakıp, açılan bu kapıya ve halkın bu talebine yüreklilikle sahip çıkması gerekiyor.