Sohum’un işgalcilerden geri alınması için ilk geniş çaplı Abhaz taaruzunun gerçekleştirildiği ama yüzlerce can kaybına rağmen başarıya ulaşılamayan, 1993 yılının trajik 15-18 Mart günleri, Abhazya’nın tarihinde derin izler bırakan ama sadece matemi değil, cesareti de sembolize eden günler olarak daima hatırlanacaktır. Sembolize olan bu cesaret sadece canını bu saldırıda feda edenlerin cesareti de değildir. Aynı zamanda saldırının başarısızlığını fırsat bilerek, düşmanın Abhaz liderliği hakkında yaymaya çalıştığı güvensizlik zehirinin oklarına karşı, bir çoğu yaralı ele geçtiği halde Gürcistan askerleri tarafından tüm savaş kurallarına aykırı biçimde infaz edilerek Sohum’da bir hastanenin yanındaki toplu mezarlara gömülen evlatlarının acısı henüz taptaze iken, dimdik duruşlarıyla siper olmayı görev bilen Abhaz şehit ana babalarının da cesaretidir. Onlar 25 Mart 1993 günü Gudauta Kültür Sarayı salonundan, acı içindeki Abhaz ulusuna şöyle seslenmişlerdi:
“Halkımızın yaşadığı büyük kayıp yüzünden hepimiz derin bir acı içindeyiz. Ama bizim bugün sadece tek bir seçeneğimiz var. Halkımız savaşacak ve ya kazanacak ya da yok olacaktır. Biz inanıyoruz ki, özgürlüğü için savaşan bir halk eninde sonunda onu kazanır… En değerli varlıklarını – canlarını anavatanlarının özgürlüğü için veren ve artık o vatanın bağrında yattıklarını bildiğimiz evlatlarımızın hatırası bizi birbirimize daha da kenetledi. Bugün artık Sohum’u geri almak ve böylece sevgili evlatlarımızın mezarlarına varıp onlara hak ettikleri saygıyı sunmak için daha da bilenmiş durumdayız”
Fotoğraf: Sputnik