“”Beş Yıl Sonra Abhazya’yı Tanıyamayacaksınız”” (1)

Monica Ellena tarafından Abhazya Dışişleri Bakanı Viyaçeslav Çirikba ile yapılan ve Financial Times’ın internet sitesinde İngilizce yayınlanan oldukça uzun ve önemli bir röportajın -editörlerimizden Anıt Baba (Papba) tarafından yapılan- Türkçe tercümesini üç bölüm halinde siz değerli Altın Post okurları ile paylaşacağız. Röportajın İngilizce orijinaline tam metin olarak Abkhaz World sitesinden de ulaşabilirsiniz.

Monica Ellena (Financial Times): 2014 Kış Olimpiyatları Soçi’de, Sohum’a çok yakın bir yerde yapılıyor. Bu denli global bir olayın Abhazya’ya etkileri nelerdir?

Viyaçeslav Çirikba (Abhazya Dışişleri Bakanı): Bizim Olimpiyatlar konusunda Moskova’ya en temel katkımız inşa edilen tesislere çakıl ve benzeri inşaat malzemelerini sağlamak noktasında oldu. Ayrıca Rusya ile güvenlik hususunda işbirliği içindeyiz, çünkü bizim topraklarımızdan Olimpiyatların güvenliğine dönük bir herhangi bir tehlikenin meydana gelmesini istemiyoruz….Bu çok önemli. En mühim husus bizim için.

İnşaat işine bizim koyduğumuz katkı dışında (Olimpiyatların) Abhaz ekonomisine fazla bir etkisi olmadı. Tabi ki Olimpiyatlar esnasında bir miktar turistin ülkemize geleceğini tahmin ediyoruz, Olimpiyat izleyicileri, bazı sporcular Abhazya’yı ziyaret etmek isteyebilirler.

M. E. : 20 Ocak’ta Rus yetkililer sınırı güvenlik gerekçesi ile Abhazya’nın 11 kilometre içine kaydırdılar…

V. Ç. : Orası sınır değil, Güvenlik bölgesi. Sınır olması gereken yerde Psou Irmağı üzerinde duruyor. Normal koşullarda sınır güvenlik bölgesi her iki taraftan olmak üzere 2 kilometre iken şimdi Abhazya içindeki (güvenlik bölgesi) Psou nehrinden Abhazya’ya doğru 11 kilometreye genişledi. Yani bu bizim güvenlik bölgemiz, Rusların değil. 2 kilomere iken şimdi 11 kilometre oldu. Çünkü Olimpiyat alanına çok yakın bir mesafede (sınırımız) ve bu yeni düzenleme bize kontrol açısından daha fazla alan kazandırıyor… Ayrıca bu geçici bir tedbir, Olimpiyatların ardından (sınır güvenlik bölgesi mesafesi) normale dönecek.

M. E. : Geride kalan 20 yıl boyunca Rusya ile olan ilişkiler Abhazya için hep kilit önemde oldu ama 2008 sonrası bu ilişki daha da güçlendi. Rusya sizin için ne kadar önemli?

V. Ç. : Moskova bizim için en önemli (ortaktır) çünkü Rusya bölgedeki barışın baş garantörü konumundadır. Rusya ile bir askeri anlaşmamız var, bunun uyarınca eğer Abhazya askeri bir tehdide maruz kalırsa Rusya derhal sürece müdahil olacak ve askeri olarak bize destek verecektir. Ayrıca Ingur Nehri üzerinde (Gürcistan sınırı) Rus sınır muhafızları ile Abhaz sınır muhafızlarının ortak sınır kontrolü söz konusu ve bu bizim için çok önemli zira bu şekilde bir takım (Gürcü) silahlı unsurlarının sınırımızı geçmişte yapmaya alıştıkları gibi geçip, yıkıcı faaliyetler yapmasına engel oluyoruz.

Ayrıca Rusya bize büyük çaplı ekonomik bir destek de sağlıyor, ki bu olmadan Abhaz ekonomisinin yeniden ayağa kalkması mümkün olmaz. (Abhaz ekonomisi) Sovyetler zamanında turizm sektörü sayesinde oldukça iyi durumdaydı ama bu sektör savaş ve ambargo yıllarında tahrip oldu. İşte bu nedenle Rusya bugün bizim emeklilerimizin maaşlarını bile ödüyor. Tabi bu kişiler Rus pasaportu da taşıyor ve aynı zamanda RF vatandaşı durumundalar.

Bu ekonomik destek bizim için yaşamsal zira ekonomimizi yeniden ayağa kaldırmak için başka kimse yardıma hazır değil. Rusya’dan başka kimse bize destek olmuyor. Bu nedenle Rusya’nın desteği bizim için fevkalade değerli ve biz de Rusya ile karşılıklılık esasına dayanan, dostça bir ilişkiyi sürdürüyoruz. Bu ilişki elbette karşılıklı zira biz de Rusya’ya güney sınırında 240 kilometrelik sahil bandında ve dağlık alanda güvenlik desteği sağlıyoruz. Yani Abhazya, Rusya’nın güney sınırındaki dostudur ve bu (tür bir destek) her ülke için önemlidir.

M. E. : Bu ilişki oldukça gelişmiş durumda anlaşılan. Nüfusunuzun yüzde doksanı aynı zamanda Rusya vatandaşı, Rusya emeklilerinize yardım ediyor ve telefon kodunuzu bile Rusya’nın uluslararası kodu ile uyumlulaştırmışsınız. Tüm bunlara ek olarak Abhazya’da 5000 Rus askeri bulunuyor…

V. Ç. : Hayır tabi ki 5000 değil. 3500 kadar (Rus) asekeri var (Abhazya’da). İki askeri üs var ve bunlardan birinde 1500, diğerinde de 1500 asker mevcut. Yani 3500 civarında bir rakam söz konusu daha fazla değil. Eğer Kosova’daki Amerikan Üssü’ndeki 7000 askerin varlığı  ile kıyaslar ve diğer bazı (askeri) standartları göz önüne alırsanız (Abhazya’daki Rus askeri varlığı) oldukça minumum düzeydedir… Sonuç olarak 3500 civarı. Çünkü biliyorsunuz personel değişiklikleri olabiliyor, ama bildiğim kadarıyla bu sayıyı da azaltma kararları var. Tam sayıyı söyleyemesem de 3500’den fazla olmadığını söyleyebilirim.

M. E. : Her halükarda Rusya’nın varlğı, Abhazya’daki yaşantıda ağır biçimde hissediliyor. Bunun bağımsızlığınızı sınırladığını düşünmüyor musunuz?

V. Ç. : Hayır düşünmüyorum, ne şekilde sınırlıyormuş ki? Rusya bize bağımsızlığımız, korunmamız, güvenlik içinde hissetmemiz, iş hayatımızı geliştirmemiz, ailemiz için gelecek planları yapabilmemiz, çocuklarımızı yetiştirmemiz için destek oluyor. Rusya’nın bu desteği olumsuz bir şey değil aksine çok olumlu bir şey. Bazıları bu duruma Rusya’nın bir tehdit olarak algılandığı Soğuk savaş yıllarının perspektifiyle bakmayı sürdürüyorlar… Hayır bu farklı, artık Rusya, Sovyetler Birliği değil ve çıkarlarımız karşılıklı. Bizim tatil beldelerimizi geziyorlar ve bizim ülkemizi tatil yapabilecekleri güzel bir ülke olarak görüyorlar, ama aynı zamanda onlara güney sınırlarında sağladığımız güvenli ortamdan da memnunlar. Bu iki tarafa da karşılıklı çıkar sağlayan bir ilişki tarzı ve ben bunda bir tehdit görmüyorum.

Rusya bizi işgal etmeyecek veya kendisine bağlamayacak. Abhazya’nın Rusya’nın bir parçası olmasını mümkün kılacak bir yol yok. Biz bağımsız bir devletiz ve Rusya ile çok iyi, çok dostane ilişkilere sahibiz. Ayrıca birbirimizi anlama düzeyimizin çok yüksek olduğunu ve aramızda hiçbir ihtilafın olmadığını düşünüyorum. Değişik düzlemlerde 80 tane anlaşmamız var (Rusya ile) ve bunlar ekonomimizi yeniden canlandırmamıza, tekrar ayaklarımızın üstünde durmamamıza yardımcı oluyor. Bu önemli. Beş yıldır süren bu çapta bir desteğin ardından Abhazya daha bağımsız, daha özgür. Rusya ile ilişkimiz bağımsızlık ve özgürlüğümüzü zayıflatmak bir yana güçlendirdi. Bu benim ve ülkedeki çoğunluğun inancıdır.

M. E.: Rusça her yerde konuşuluyor, caddelerde, kafelerde, dükkanlarda Abhazca konuşulduğunu işitmek neredeyse mümkün değil. Bir dilbilimci ve bir politikacı olarak ulusal dilinizin tehdit altında olduğunu düşünüyor musunuz?

V. Ç. : Köylere giderseniz Abhazca konuşulduğunu göreceksiniz. Abhazlar kentli olmaktan çok köylü bir millettir ve evde sadece Abhazca kullanırlar. Hele köylerde bu oran yüzde yüze çıkar. Burada Sohum’da insanlar karışık yaşıyor ve değişik dillere sahipler, bu nedenle de ortak bir dil ihtiyacı var ve bizim durumumuzda da bu Rusçadır. Evde insanlar kendi dillerini konuşuyor ama sokakta yaygın olarak konuşulan dil Rusçadır.

Dilimiz potansiyel bir tehdit altında, evet ölmüyor ama hala sınırlı bir kullanım alanına sahip. Öte yandan Abhazca bir devlet dili. Bu anayasamıza yazılı. Rusça da resmi dillerimizden. 2015 yılında tam olarak yürürlüğe girecek bir yasamız var. Bu yasa uyarınca tüm idare, devlet, eğitim ve diğerleri Abhazca’ya geçecek. Bu nedenle biz de resmi kararları Abhazca yayımlamaya başladık. Değişik bazı belgeler de örneğin benimle başkan ve kabine arasındaki yazışmalar da hep Abhazcadır. Tabi bu oldukça yeni bir uygulama zira geçmişte Abhazca resmi yazışmalarda pek kullanılmamıştı, şimdi ise daha fazla kullanılmaya başlandı.

Dilimizi daha fazla ve daha yüksek düzeylerde örneğin üniversite eğitiminde kullanmalıyız. Tabi buna hazır olup olmadığımızı zaman gösterecek. Bir dilbilimci olarak benim şahsi kanaatim odur ki hükümetimiz bu yasayı hayata geçirmek için gereken tedbirlerin hepsini alamadı. Bazı insanlar bu yasayı çok radikal buldu ve bu kadarı da aşırı dediler. Oysa ki bence bu doğru bir yaklaşım değil. Bunun yerine bu yasanın daha iyi uygulanabilmesi için kafa yormalıydılar. Özel bir fonumuz var Abhaz Dilinin geliştirilmesi için ve onun bazı programları mevcut. Ama yeterli değil bence, hiç şüphe yok ki hükümetimiz Abhazca için daha fazlasını yapmalı. Sevinerek görüyoruz ki giderek daha fazla sayıda insanımız çocuklarını Abhazca eğitim veren kreş ve okullara yolluyor. Bu sayede çocuklarımız ana dilleriyle daha fazla haşır neşir olma şansı buluyorlar. Ermenice okullarımız var. Gal bölgemizde Gürcüce eğitim veriyoruz. Bunlara ek olarak Rusça eğitim veren okullarımız da mevcut. Ve bunların hepsi devletimizce finanse ediliyor yani hiçbiri paralı özel okul değil.

* Röportajın devamı sitemizde yayınlanacaktır…

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir