“”Beş Yıl Sonra Abhazya’yı Tanıyamayacaksınız”” (3)

İlk iki bölümünü daha önce yayınladığımız, Monica Ellena’nın Abhazya Dışişleri Bakanı Viyaçeslav Çirikba ile gerçekleştirdiği ve Financial Times’ın internet sitesinde İngilizce yayınlanan oldukça uzun ve önemli röportajın -editörlerimizden Anıt Baba (Papba) tarafından yapılan- Türkçe tercümesinin üçüncü ve son bölümünü de siz değerli Altın Post okurları ile paylaşıyoruz. Röportajın İngilizce orijinaline tam metin olarak Abkhaz World sitesinden ulaşabilirsiniz.

Monica Ellena: Tüm bunlara karşın bazı konularda, örneğin (savaş sırasında) kaybolan kişilerle ilgili soruşturma dosyalarında, Abhazya ve Gürcistan arasında işbirliği de yaşanabiliyor. ICRC (Uluslararası Kızılhaç) himayesinde her iki taraf, savaşta kaybolan kişilerin nerede olduklarını bulmak için birlikte çalışıyorlar. Sadece insani kaygılarla, oğullarının ve kızlarının akıbetini araştıran bu ana-babalara (destek amacıyla), bu konuda daha kapsamlı bir işbirliği hala mümkün mü?

Viyaçaevlav Çirikba: Tam da sizin söylediğiniz nedenle, tabi ki (mümkün). Bu tamamen insani bir konu ve savaşın kurbanlarına bir nebze olsun teselli sağlıyor. Biz bu programla ilgili olarak tam bir işbirliğine açığız. 

M. E. : (Uluslararası) tanınma konusuna gelince, (Abhazya’yı tanıma potansiyeli olan ülkelerle) bu konudaki görüşme ve müzakereleriniz sürüyor mu?

V. Ç. : (Bu konuyu) Latin Amerika, Afrika, Güney Doğu Asya ve Avrupa’daki pek çok ülke ile müzakere ettik. Sorun Gürcistan’ın hala bizim tanınmamız hususundaki bitmek bilmeyen aleyhtarlığında ve bunun gerçekleşmemesi için ellerinden geleni artlarına koymamalarında. Ve bu konuda elbette ABD’nin tam desteğine sahipler. ABD, Abhazya’nın tam olarak tanınmış bir ülke haline gelmemesi hususunu (Rusya ile kendi arasındaki dengeler nedeniyle) dış politikasının temel hedeflerinden birisi haline getirdiğini açıkça belli etmiş durumda. Öte yandan aynı ABD diğer ülkeleri Kosova’yı tanımaları için zorluyor, (bu tanıma karşılığında onlara) para ödüyor yani elinden ne gelirse yapıyor. Fakat (tekrar etmek gerekirse) (bu işleri yapan) ABD, Abhazya’nın tanınmasına karşı.

Peki neden? Çifte standart politikası yüzünden… Kosova hiçbir zaman devlet değildi. Kosovalı Arnavutların hiçbir zaman bir devleti olmamıştı. Biz (Abhazlar) her zaman bir devlete sahiptik, krallık, prenslik, cumhuriyet, adı ne olursa olsun bir devletimiz hep vardı. Hala da bir devlete sahibiz, işleyen, demokratik bir devlet bu… Biz (Batı tarafından) Rusya’nın müttefiki olarak sınıflandırılıyoruz ve onlar hala Soğuk savaş mentalitesi ile düşünüyorlar : “Eğer Rusların safındalarsa neden Abhazlara bağımsızlıkları için yardımcı olalım ki” . Demem o ki, bu (onlarınki) çok basit bir akıl yürütme, ak ve karadan oluşan bir tablo söz konusu (sanki), “ya bizimlesin ya da bize karşısın”. 

M. E. : 10 yıl sonra Abhazya’yı nerede görmeyi ümit ediyorsunuz?

V. Ç. : 10 yı mı? Beş yıl içinde gelişen ekonomisiyle bambaşka bir ülke olacak (Abhazya), onu tanıyamayacaksınız… Turistler gelecek, ülke ekonomimize daha da çok katkı koyacaklar ve ülkemiz Rusya ile olan ilişkileri sayesinde daha da barış içinde olacak uzun vadede. İnanıyorum ki Abhazya’yı daha fazla sayıda ülke tanımış olacak. Kaç tane olur bilemiyorum ama bu konu üzerinde çalışıyoruz. (Beş yıl içinde) Abhazya daha yaşanabilir bir ülke olacak. Şimdi bile burada yaşamak oldukça rahat. 17 yıl Hollanda’da yaşadım ve 2007 yılında tekrar ülkeme döndüm ve kendimi burada çok rahat hissediyorum… Ailem burada, gelecek için planlar yapabiliyorum. (Ülkemiz) oldukça güvenli bir yer, gece sokağa çıktığınızda başınıza bir şey gelme ihtimali oldukça düşük.

M. E. : Ekonominizi gelişen bir ekonomi olarak görüyorsunuz. Ekonomik stratejiniz nedir. Nelere (hangi sektörlere) ağırlık veriyorsunuz?

V. Ç. : Tabi ki burada (Abhazya’da) büyük fabrikalar, büyük sanayiler istemiyoruz. Turizm sektörümüz var ve onun gelişmesini istiyoruz çünkü onun ciddi bir potansiyeli mevcut. Fransa’da Cote d’Azur’da bulunduysanız, manzarasının buraya gerçekten çok benzediğini fark etmişsinizdir. Tabi burası biraz harap ama doğa benzer hatta daha da güzel. Öyleyse orada ne varsa burada da aynısını yapmanın bir çok yolu olduğuna inanıyoruz. Buna ek olarak subtropik tarım olanağımız mevcut: mandalin, kivi, avakado… Balıkçılık, ormancılık da cabası. İyi kalitede kömürümüz ve maden sularımız var. Ayrıca çok büyük bir temiz tatlı su rezervimiz söz konusu. Ek olarak Hidroelektrik santrallerimizi unutmamalı. Savaştan önce 26 tane vardı şimdi ise bir tanesi (İngur Santrali) işler vaziyette. Diğerleri yenilendiğinde, Abhazya’nın ihtiyacı karşılandığı gibi, üstüne de dışarıya satılabilecek yüzde kırklık bir fazla olacak… Çay endüstrimimizi yeniden ayağa kaldırmak için bize yardımcı olacak Çinli işadamlarıyla bağlantılarımız oluştu. Şarap endüstrimiz ile ilgili de iddialı planlarımız söz konusu. Rusya’ya yılda 15-20 milyon şişe iyi kalite şarap satıyoruz  ve üretimimizi daha da arttırmak istiyoruz.

M. E. : (Abhaz) Mülkiyet yasasında değişiklik yapmak ve Abhazya vatandaşı olmayanlara da (Abhazya’da) mülk edinme imkanı sağlamak konusunda tartışmalar vardı, bu (tartışma) ne aşamada?

V. Ç. : Hala tartışmayı sürdürüyoruz. (Bu konuda) yorum yapacak bir şey yok zira henüz hiçbir karar verilmedi.

M. E. : Öyleyse (bu konu hakkında) planlanan bir şey yok…

V. Ç. : Hayır, bu konuda yorum yapamam zira söylediğim gibi bu konuda alınmış hiçbir karar yok henüz.

 

 

 

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir