9 Haziran 2026 tarihinde Sohum’da, Abhazya Parlamentosu Milletvekili ve muhalefetin önde gelen isimlerinden Kan Kvarçiya geniş katılımlı bir basın toplantısı düzenledi. Gazetecilerle bir araya gelen Kvarçiya; Rusya’da hakkında verilen gıyabi hapis cezasını değerlendirirken, dış politika açmazları, sekteye uğrayan uluslararası tanınma süreci ve Gürcistan ile diyalog ihtimallerine dair ezber bozan açıklamalarda bulundu.
Toplantının ana gündem maddesi, Rusya’nın Soçi kentindeki bir mahkemenin, Abhaz parlamenter Kan Kvarçiya’yı gıyabında “silahlı soygun” iddiasıyla 10,5 yıl hapis cezasına çarptırmasıydı. Kan Kvarçiya, bu yargı kararını Sohum ve Moskova arasındaki devletlerarası bağlara ciddi zarar verebilecek nitelikte tehlikeli bir emsal olarak niteledi:
“Bu durumun Abhazya Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasındaki ilişkilere olumlu yansıması mümkün değildir. Bu hikayedeki en vahim nokta şudur: Ben bir Abhazya vatandaşıyım. Ve güya bir Abhaz vatandaşı olarak Abhazya toprakları içindeki eylemlerim nedeniyle, her ne hikmetse bir Rus mahkemesi tarafından yargılanıyorum. Bu tam anlamıyla bir mantık dışılıktır (nonsens).”
Yürütme organının bu yargı suikastı karşısındaki derin sessizliğini sert sözlerle eleştiren Kvarçiya, resmi bir tepki verilmemesinin ülkenin egemenlik hakları adına ağır sonuçlar doğurabileceği uyarısında bulundu. Kararı, mahkemedeki duruşma ve savunmalar henüz bitmeden bir Telegram kanalında sızdırılmış olarak gördüğünü belirten milletvekili, Rus yargısına güvenmediğini ancak avukatlarıyla istişare ederek tüm üst kurullarda karara itiraz edeceklerini aktardı.
Dış Politikada Tıkanma ve Karşılıklı Saygı Vurgusu
Rusya ile yürütülen stratejik ortaklığın niteliğine de değinen Kvarçiya, Abhazya’nın Rusya Federasyonu ile dostane ilişkilerini korumak zorunda olduğunu, özellikle 1990’lardaki ağır izolasyon döneminin ardından 2000’lerde Vladimir Putin’in iktidara gelişiyle ikili ilişkilerin güçlü bir ivme kazandığını hatırlattı. Ancak günümüz aşamasında dış politikada ciddi bir gerileme ve şablonculuk yaşandığını vurguladı. Abhazya halkının Rus diline ve kültürüne büyük bir saygı beslediğini ifade eden Kvarçiya, buna karşılık dışarıdan yapay kültürel ögelerin dayatılmasına ise kesinlikle karşı olduklarını belirtti ve “İlişkiler karşılıklı saygı temelinde yükselmelidir. Bir tarafın iradesine ve fikrine aykırı olarak, birilerine ‘iyilik yapılıyormuş’ gibi davranılmasına iş birliği denmez. Biz dostluk ve kardeşlik elini sıkmaya her zaman hazırız; ancak kimse bize kendi vizyonunu dayatmaya kalkmasın, Abhaz halkının olaylara bakacak kendi özgün bakış açısı vardır” şeklinde konuştu.
Uluslararası Tecridi Aşmak: Sohum Havalimanı ve Türkiye Alternatifi
Egemenliğin güçlendirilmesi bağlamında uluslararası tanınma sürecinin fiilen durma noktasına gelmesinden derin endişe duyduğunu gizlemeyen muhalif lider, mevcut ülke yönetiminin bu hayati diplomasi trafiğini tamamen terk ettiğini savundu. Abhazya’nın uluslararası tecritten kurtulmasının temel şartı olarak ulaşım yollarının çeşitlendirilmesini gösteren Kvarçiya, Sohum Havalimanı’nın bu noktadaki stratejik rolüne vurgu yaptı:
“En azından haftada bir kez Türkiye’ye veya Ermenistan’a uçak seferleri düzenleyebilecek bir diplomatik zemin oluşturmalıyız. Sadece Abhazya-Rusya sınırındaki tek bir kara kapısına bağımlı yaşayamayız. Burada mesele, bağımsızlığımızı tahkim etmek adına ihtiyaç duyduğumuz devletler arası ve ekonomik bağları genişletme zaruretidir.”
Tiflis ile İlişkiler: “Eski Yaklaşımlar Güncelliğini Yitirdi”
Konuşmasının önemli bir bölümünü Gürcistan ile ilişkilere ayıran ve kendisi de Abhazya Halkı Vatanseverlik Savaşı gazisi olan Kan Kvarçiya, açık askeri çatışma ve karşılıklı mülkiyet iddiaları döneminin artık geride kaldığını belirtti:
“Ben cephede onurumla savaştım. Ancak savaş bitti. Benim için artık ‘asker’ kavramı bitmiş, geriye sadece ‘vatansever’ kavramı kalmıştır. Hayat devam ediyor. Zamanında Sovyetler Birliği de Nazi Almanyası ile tarihin en kanlı savaşını yürüttü ama sonrasında ekonomik, siyasi ve kültürel bağlar kurmayı başardılar. Gürcistan tarafı artık kuşakların değiştiğini ve eski yaklaşımların hiçbir güncelliğinin kalmadığını idrak etmek zorundadır.”
Gürcü entelektüel ve siyasi elitlerinin söylemlerinde son dönemde dikkat çekici eksen kaymaları yaşandığını belirten Kvarçiya, Gürcü analistler Paata Davitaya ve Levan Vasadze arasındaki yakın tarihli bir paneli örnek göstererek şunları söyledi:
“Konuşurken oldukça ihtiyatlıydılar, Abhaz tarafını gücendirmemek için kendilerini tuttular ama satır aralarında çok önemli itiraflar duydum. Gürcü tarafı artık uzmanlar düzeyinde fiilen kabul ediyor ki; Abhazlar, on yıllardır iddia ettikleri gibi Gürcü etnosunun bir parçası değildir. Artık açıkça bizim Çerkes (Abhaz-Adıge) kabileleriyle akraba, tamamen bağımsız ve özgün bir etnik kimlik olduğumuzu söylüyorlar. Dahası, halkımızın en azından son 300 yıldır bu topraklarda yerleşik olduğunu ve yerli (otokton) kabul edilmesi gerektiğini itiraf ediyorlar. Eskiden buraya sonradan geldiğimizi iddia edenlerin bugün üç asrı kabul etmesi bile bir ilerlemedir. Bu yönde akıllıca çalışmalıyız, Abhazya sonsuza kadar tecrit altında kalamaz.”
“Ben Pro-Abhaz (Abhaz yanlısı) bir siyasetçiyim”
Ülkedeki siyasi güçlerin suni bir şekilde “Rusçu” ya da “Batıcı” olarak etiketlenmesini egemen bir devlet için absürt bir yaklaşım olarak değerlendiren Kvarçiya, sözlerini şöyle noktaladı:
“Ben pro-Abhaz bir siyasetçiyim. Başka nasıl olabilir ki? Bizim ülkemizde ‘Rusçu’ veya ‘Batıcı’ siyasetçi ne demektir? Hepimiz ilk ve mutlak olarak Abhazya eksenli siyaset yapmakla yükümlüyüz! Kendi siyasetine, kendi ülkesine, kendi değerlerine ve kendi anayasasına saygı duymayan bir figür, yarın ne Rusya’ya ne Batı’ya ne de bir başkasına saygı duyabilir. Kendine saygısı olmayanın, başkasından saygı görmesi imkansızdır. Bu ilkeyi siyasi bir manifesto olarak kuşanmak zorundayız.”
* Kaynak: Apsnypress 09.06.2026
Kan Kvarçiya’nın duruşu, Rusya’daki Soçi mahkemesinin 4 Haziran’da onun gıyabında verdiği 10,5 yıllık ağır hapis cezası kararına doğrudan bir yanıt niteliğindedir. Hatırlanacağı üzere bu dava; 5 Kasım 2025’teki yerel seçimler öncesinde Kvarçiya liderliğindeki muhaliflerin, hükümet yanlısı adaylar için yasa dışı algı çalışması yürüten Rus siyasi danışmanları suçüstü yakalayıp sınır dışı etmesine dayanıyor. Mart 2026’da Abhazya Yüksek Mahkemesi bünyesindeki bir heyetin verdiği mütalaa sonrasında Abhazya Başsavcısı Adgur Agrba, resmen parlamentoya başvurarak Kvarçiya’nın dokunulmazlığının kaldırılmasını talep etti. Nisan 2026’da Abhazya Parlamentosu, Milletvekili Daut Hutaba başkanlığındaki komisyon savcılığın delillerini sert bir biçimde eleştirdi ve ardından yapılan genel kurul oturumunda 23 “Hayır” oyuna karşı sadece 3 “Evet” (4 çekimser) oyla dokunulmazlığın kaldırılması talebini kesin olarak reddetti. Bu kurumsal duruş, egemenlik haklarının korunması açısından tarihsel bir eşiktir. Diğer yandan Kvarçiya’nın yürütmenin sessizliğini eleştirerek Sohum Havalimanı üzerinden Türkiye gibi alternatif rotalar önererek, uluslararası tecridi kırma vizyonunu öne çıkarması da, yaklaşan parlamento seçimleri öncesinde iç siyasetteki Rusya vesayetine karşı direnç hattının daha da keskinleşebileceğinin göstergesi olabilir.