Dünya tarihinin en acımasız insanlık suçlarından biri olan Çerkes Soykırımı ve Sürgünü’nün 150. yıldönümü haftasında Kafkasya ve Türkiye’de bir dizi anma etkinlikleri düzenleniyor. Bunlardan birisi de Kafkas Dernekleri Federasyonu tarafından 17 Mayıs 2014 günü Ankara’da düzenlenen “Çerkeslerin Sürgünü: Dün, Bugün, Yarın” konulu konferanstı. TEPAV Konferans Salonu’nda gerçekleştirilen konferansa konuşmacı olarak Prof. Dr. Wulf Köpke (Hamburg Etnoloji Müzesi), Doç. Dr. Cahit Aslan (Çukurova Üniversitesi), Fehim Taştekin (Radikal Gazetesi) ve Zeki Kartal (Kafkas Dernekleri Federasyonu) katıldılar.
İlk konuşmacı Hamburg Etnoloji Müzesi Müdürü Prof. Dr. Wulf Köpke, Soma’da hayatını kaybeden madencilerle ilgili taziye mesajıyla başladığı konuşmasında, çok ilgi duyduğu Abhaz Adige kültürüyle ilgili Hamburg’da açtıkları serginin oluşturulma aşamasında yaşadıklarını biraz da esprili bir dille anlattı. Serginin, yalnızca Çerkes kültürüne ayrılmış ilk sergi olduğunu söyleyen Köpke, sürgün sonrasında Çerkeslere ait tüm kişisel eşyalarla birlikte bütün kültürel eserler de yağmalanıp yok edildiği için sergilenecek materyal ararken zorlandıklarını, sadece Almanya’daki birkaç müzeden ve özel koleksiyonculardan güçlükle aldıkları fotoğraf ve objelerle başladıklarını anlattı. Salondaki ekrana yansıtılan fotoğraflarda serginin adının “Çerkesler” olduğu ve altında “Dünyanın her yanına serpilen Çerkesler” yazdığı görülüyordu. Köpke bunu “Özellikle dağıtılan değil, serpilen dedim. Savaşçı oldukları kadar iyi birer çiftçi olduklarını da anladığım Çerkeslerin, toprağa serpilen tohumlar gibi dünyanın değişik yerlerinde yeşerip büyümeye devam ettiklerini anlatmak istedim” sözleriyle açıkladı. Prof. Wulf Köpke konferans sonunda, soykırımdan bugüne değin var olma mücadelesi veren Çerkeslerin bundan sonra ne yapması gerektiği konusundaki soruya, “Soykırım yapan bir milletin mensubu olarak bunu cevaplamam zor” şeklinde esprili bir girişten sonra, “varlığınızı her yerde ve her faaliyetinizde dünyaya duyurarak devam etmeli, hiç vazgeçmemelisiniz” diyerek cevap verdi.
İkinci konuşmacı olan Doç. Dr. Cahit Aslan konuşmasının başında, 150 yıl önce sürülen atalarının yedinci-sekizinci kuşak torunları olan bugünkü Çerkeslerin hala soykırımı tartıştığını, ancak tartışılan göç, katliam ve sürgün unsurlarının hepsinin bu trajedinin içinde yer aldığını söyledi. 1829 Edirne Antlaşması’yla Osmanlı’nın Kafkasya’daki haklarını (yani aslında Çerkeslerin olan toprakları) Ruslar’a devretmesiyle başlayan ve 1859 Şeyh Şamil’in silah bırakmasıyla devam eden Çerkeslerin direnişi ve vatanlarında var olma mücadelesinin maalesef sürgünle sona erdiğini anlatan Aslan, kısaca süreçten bahsettikten sonra, günümüzde sürgünü anmak ve unutturmamak kadar, sürgünde çekilen acıların, kaybedilenlerin tazmini ve hukuksal boyutu ile ilgilenmenin de önemli olduğunu vurguladı.
Çerkes sorunlarına ilgisiyle bilinen ve bölgeyi uzman bakışıyla yakından tanıyan Radikal Gazetesi’nden Fehim Taştekin ise konuşmasında Çerkeslerin bugün de değişik diasporalarda benzer sürgünler yaşadıklarına dikkat çekti ve son dönemde Suriye ve Libya’da savaşan Kafkasyalılar örneğini vererek savaşkan Çerkeslerin bugün hem mağdur eden, hem mağdur olan konumda olduklarını söyledi. Kısaca Rusya, Kuzey Kafkasya, Kırım, Ukrayna ekseninde değişen politikalardan da bahseden Taştekin, Çerkes örgütlerinin önemine vurgu yaparak, işbirliği yapılan kurumların daha dikkatli seçilmesi gereğine işaret etti.
Son konuşmacı Zeki Kartal ise 150. yılında Büyük Çerkes Sürgünü’nü anmanın öneminden yola çıkarak sürgünün kısa kronolojisini anlattı.
İlgiyle dinlenen ve soru cevap şeklinde bir süre daha devam eden konferans, yaklaşık dört saatin sonunda tamamlanabildi.
Behice Bağ / Ankara