Fotoğraf: Ankara’nın merkezindeki Güneş Kursu Heykeli. Pek çokları tarafından orijini Hititlere ait olduğu sanılan bu eser, Hititlerin Anadolu’ya gelmesinden çok önce Hattiler tarafından yapılan bir eserin kopyasıdır (http://blog.milliyet.com.tr/Blog.aspx?BlogNo=6316 )
Anadolu Yarımadası’nın bugün için bilinen en eski adı “Hattuşaş Ülkesi” idi ve bu topraklar 1500 yıl boyunca “Hatti Ülkesi” olarak bilindi. Bu ad o kadar yerleşmişti ki Anadolu’yu istila eden Hititler bile yeni yurtlarından söz ederken Hatti Ülkesi deyimini kullanmışlardır.
Oysa sonradan yine tabletlerden öğrenildiğine göre, söz konusu Hint-Avrupalı halk yani bugün bilinen adıyla Hititler ise kendini “Nesice” konuşan “Nesililer” olarak anıyordu (https://tr.wikipedia.org/wiki/Hititler )
Peki öyleyse, İsa’nın doğumundan önce 2300-1700 yılları arasında Anadolu’da medeniyet kuran Hattiler kimdi?
Bu konuda yapılan çalışmalar uzun yıllar boyunca bazı zorluklarla karşılaştı. Bunların başında ise Anadolu’daki Hatti beyliklerinin bir Protohistorya (öntarih) uygarlığı olması geliyordu. Başka bir deyişle Hattiler henüz yazı kullanmadıkları için tarihsel sürece ait değildiler. Ne var ki bilim insanları Hitit belgelerinin içinde geçen sınırlı sayıdaki Hatti dilindeki metinleri inceleyerek önemli bulgulara ulaştılar.
Montreal Üniversitesi’nden Profesör Kevin Tuite’nin önemli bir makalesinde (http://www.mapageweb.umontreal.ca/…/cauc…/IberoCaucasian.pdf ) ifade ettiği üzere bilim dünyası artık Hattilerin Abhaz-Adige dilleri ile akraba bir dili konuşan Kafkas orijinli bir halk olduğunu düşünüyor (bu yaklaşım için ayrıca bkz. https://en.wikipedia.org/wiki/Hattians )
Tüm bu verilerden yola çıkarak Abhazya ve Abhazlar ile Anadolu coğrafyası arasındaki bağların sanıldığından da eski ve derin olduğunu söylemek sanırız doğru olacaktır.