Türkiye’deki Abhaz diasporasının Karadeniz’in iki yakası arasında 30 yılı aşkın süredir devam eden ağır izolasyonu sonlandırmak amacıyla başlattığı sivil girişim sonrası gözlerin çevrildiği Meclis çatısı altında beklenen adım atıldı. Farklı siyasi partilerden milletvekilleri ortak deklarasyonu kürsüden okudular: “İnsan hakları ihlalinin mazereti olamaz, tecrit derhal kaldırılmalı!”
Türkiye’deki Abhaz diasporasının CİMER başvuruları, Uzunyayla Bildirisi ve siyasi partilerin çağrılarıyla büyüyen sivil inisiyatif, 5 Ağustos’ta Türkiye Büyük Millet Meclisi (TBMM) çatısı altında tarihi bir basın toplantısıyla taçlandı. “Abhazya’nın Tecridine Son Verin” Girişimi kapsamında bir araya gelen farklı partilerden milletvekilleri, 30 yıldır uygulanan izolasyon politikalarının son bulması için somut adımları içeren ortak deklerasyonu kamuoyuna duyurdu.
Meclis’te Çok Sesli İrade ve Ortak Bildiri
Toplantıya TBMM’de grubu ve temsilcisi bulunan farklı siyasi kanatlardan milletvekilleri ve “Abhazya Tecridine Son” Girişimi temsilcileri katılarak ortak irade gösterdi. Katılımcılar arasında DEM Parti İstanbul Milletvekili Özgül Saki, Emek Partisi (EMEP) İstanbul Milletvekili İskender Bayhan, Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Yeni Parti Ankara Milletvekili Okan Konuralp, DEVA Partisi Mersin Milletvekili Mehmet Emin Ekmen, DEVA Partisi Ankara Milletvekili İdris Şahin, Yeni Yol Partisi Grup Başkanvekili Selçuk Özdağ ile Saadet Partisi temsilcileri ve sivil toplum mensupları yer aldı.
“Türkiye’de, Abhazya’dakinden Daha Fazla Abhaz Yaşıyor”
Milletvekilleri adına ortak deklerasyonu okuyan gazeteci ve TİP İstanbul Milletvekili Ahmet Şık, Abhazya’yı “Karadeniz ülkesi, sadece birkaç saat uzaklıktaki deniz komşumuz, tarihi ve sosyal bağlarımızın olduğu ve bazı vatandaşlarımızın aile bağlarının bulunduğu bir ülke” olarak tanımladı.
19. yüzyıldaki Büyük Kafkasya Sürgünü’ne atıfta bulunan Şık, bugün Türkiye’de Abhazya’nın kendi nüfusundan daha fazla Abhaz’ın yaşadığını hatırlattı. Abhazya’nın 1993 yılında bağımsızlığını kazandığını ancak 1996 BDT kararları sonrası ağır bir tecrit altına alındığını belirten Şık, Türkiye’nin bu ambargoyu fiilen sürdüren taraflardan biri olmasını eleştirdi.
“30 Yıldır Ulaşım Kapalı, Pasaportlar Geçersiz”
Açıklamada, resmi tanıma kararlarından bağımsız olarak yürütülebilecek insani adımların altı çizilerek şu ifadelere yer verildi:
“Savaştan sonra üç yıl boyunca devam eden Türkiye ile Abhazya arasındaki doğrudan ulaşım 30 yıldır kapalıdır; Abhaz pasaportları geçersiz kılınmıştır ve iki ülke arasındaki insani, kültürel ve ticari ilişkiler gerçek potansiyellerinin çok gerisindedir.”
“Hiçbir İnsan Hakları İhlalinin Mazereti Olamaz”
Deklerasyonda, tecrit politikalarının bir cezalandırma yöntemine dönüştüğü ve doğrudan sivil halkı mağdur ettiği vurgulandı. Ulaşım ve kimlik engellerinin; tedavi gören hastaların yaşam hakkını, öğrencilerin eğitim hakkını ve parçalanmış ailelerin bir arada yaşama hakkını açıkça ihlal ettiği belirtilerek, İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi’nin seyahat özgürlüğü ilkeleri hatırlatıldı:
“Abhazya’nın sivil nüfusunun hareket özgürlüğü hakkını reddetmek, hiçbir yasal meşruiyeti olmayan ve uluslararası vicdanı inciten bir cezalandırma biçimidir. Evrensel insan hakları bildirgelerinde yer alan birçok temel hak pratikte yok edilmiştir. Artık bu ihlallere son verme zamanı gelmiştir. Çünkü insan hakları ihlali için hiçbir mazeret olamaz, ne de bu ihlalden haberdar olup derhal harekete geçmemek için.”
Toplantı, Abhazya’ya doğrudan ulaşım kanallarının kurulması, pasaport tanınması ve tecrit politikalarına son verilmesi için somut adımların atılması çağrısıyla sona erdi.
[EDİTÖRDEN]
30 Temmuz tarihli haberimizde dikkat çektiğimiz CİMER başvuruları, Uzunyayla Festivali deklarasyonu ve İngiltere-KKTC ile Tayvan emsallerine dayanan idari çözüm talepleri, 5 Ağustos itibarıyla TBMM tutanaklarına ve ortak parlamenter iradeye yansımış durumdadır. Sivil toplumun kitlesel eylemliliği ile başlayan ve parlamentonun farklı kanatlarını aynı insani paydada buluşturan bu gelişme; resmi tanıma prosedürleri beklenmeksizin doğrudan ulaşım ve seyahat belgesi engellerinin aşılabileceğini gösteren tarihi bir eşiktir.