Türkiye'de Boğaziçi Üniversitesi Öğrencileri 2012 Yılından Beri Abazaca Öğreniyor

Cumartesi, 02 Kasım 2019 18:02

Türkiye'de Abazaca dilinin, Boğaziçi Üniversitesi kanalıyla, üniversite düzeyinde seçmeli ders olarak okutulmaya başlanmasının yedinci yılındayız. Kafkas Dernekleri Federasyonu'nun Adige-Abhaz dillerinin okullarda seçmeli ders olarak okutulması konusunda uzun yıllar süren girişimleri ve çalışmaları sonunda, Abaza dilleri de 2012 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde seçmeli ders müfredatına girdi ve günümüzde halen devam ediyor.

Geçtiğimiz günlerde üniversitenin haber sitesinde, Abazaca dersleri öğretim görevlisi Gunda Ankuab ile yapılan bir röportaj yayınlandı. Altınpost Abhazya haber sitesi olarak, her yıl 27 Ekim günü kutlanan Apsuva Dil Günü'ne ithafen bu anlamlı röportajı sizlerle paylaşıyoruz:

"Anavatanı Abhazya dışında Türkiye başta olmak üzere Suriye, Ürdün, Almanya, İngiltere ve Rusya gibi ülkelerde binlerce kişi tarafından konuşulan ve Kuzeybatı Kafkas dillerinden biri olan Abhazca /Abazaca, 2012 yılından beri Boğaziçi Üniversitesi’nde seçmeli ders olarak veriliyor. Türkiye’de Abhazca /Abazaca dersi verilen tek üniversite olan Boğaziçi Üniversitesi’nde Abhazca /Abazaca dersleri, 15 yılı aşkın bir süredir Türkiye’de bulunan ve daha önce de çeşitli dernekler aracılığıyla Abhazca /Abazaca öğreten Gunda Ankuab tarafından veriliyor. Ankuab ayrıca üniversite seviyesinde Abhazca /Abazaca öğrenimine yönelik Türkiye’deki ilk ders kitabı olan "Apsua Bızşüa: Abazaca I (Abkhaz I)" ve Türkçe için ilk defa hazırlanan "Türkçe-Abazaca Konuşma Kılavuzu ve Sözlük" kitaplarının da yazarı.

Boğaziçi Üniversitesi Dilbilim Bölümü bünyesinde 2012 yılından beri Gunda Ankuab tarafından verilmekte olan Abhazca / Abazaca dersleri, Abhazca /Abazaca öğrenmek isteyen tüm öğrencilerin katılımına açık. Abhazya Devlet Üniversitesi Ekonomi Bölümü mezunu olan ve Abhazya Sosyal Araştırmalar Enstitüsü (Abkhazia Institute for Social Research) bünyesinde doktora çalışmalarına devam eden Gunda Ankuab ile Boğaziçi Üniversitesi’ndeki Abhazca /Abazaca derslerini konuştuk.

Boğaziçi Üniversitesi’nde ders vermeye nasıl karar verdiniz ve bu süreç nasıl başladı?

Tüm ailem filoloji bilimi ile uğraşsalar da, ben önce ekonomi bölümünü seçtim. Abhazca dersleri verme fikri hiç aklımda yoktu; ama Türkiye’de yaşamaya başladıktan sonra burada Abhazca öğrenmeye yönelik bir talep olduğunu gördüm ve çeşitli dernekler aracılığıyla Abhazca öğretmeye başladım. Bu konuda eğitim aldıkça ve araştırdıkça dilimizin güzelliğinin ve zenginliğinin daha da farkına vardım. 2011 yılında Kafkas Dernekleri Federasyonu aracılığıyla Boğaziçi Üniversitesi Dilbilim Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sumru Özsoy bana ulaştı ve üniversitede Abhazca /Abazaca dersi vermek istediklerini paylaştı. Kendisiyle Abhazca dersi için nasıl bir öğretim yöntemi ve sistemi oluşturmak istediklerini konuştuk ve ardından Apsua Bızşüa: Abazaca I (Abkhaz I) isimli ders kitabını hazırlamaya başladık. 2012 yılı itibariyle de Dilbilim Bölümü bünyesinde ders vermeye başladım. 2015 yılında Boğaziçi Üniversitesi Matbaası tarafından yayımlanan bu kitap aynı zamanda üniversite seviyesinde Abhazca öğrenimine yönelik Türkiye’deki ilk ders kitabı.

Bu ders kitabının Türkçe bilen ve Abhazca /Abazaca öğrenmek isteyenler için sağladığı kolaylıklar neler?

2015 yılında bu kitap basılmadan önce Türkiye’de Abhazca öğrenmeye yönelik bu seviyede bir kaynak yoktu. Aynı zamanda bu çalışma Latin bazlı olmasıyla fark yaratıyor, çünkü Latin alfabesi sayesinde öğrenciler Abhazca daha kolay öğrenebiliyor. Abhazca zaten kendi başına zor bir dil ve alfabe farklı olunca öğrenmek önceden daha da zorlaşıyordu. Öğrenciler sadece alfabeyi öğrenebiliyorlardı, haftalık ders saatleri de çok fazla olmadığı için dili iyi öğrenemiyorlardı. Diğer bir ifadeyle, Abhazca alfabesi olan Kiril alfabesini öğrenerek yazabiliyorlardı, ancak ne yazdıklarını bilmiyorlardı. Şimdi önce konuşma diline odaklanıyoruz, seviye yükseldikçe Kiril alfabesine geçiyoruz.

Bu ders kitabı dışında Türkçeden Abhazca /Abazaca öğrenmeye yönelik farklı çalışmalarınız da bulunuyor…

2007 yılında Türkiye için bir ilk olan Türkçe-Abazaca Konuşma Kılavuzu ve Sözlük, Chiviyazıları Yayınevi tarafından yayımlandı. Murat Papşu’nun editörlüğünü yaptığı bu kitap da Türkiye’de basılan ilk Abazaca -Türkçe konuşma kılavuzu. Bu kitap daha sonra Arkeoloji ve Sanat Yayınları tarafından yayınevinin Kafkasya Kitaplığı serisi altında yeniden basıldı. Bunların dışında Ankara’da hazırlanan Köprü-Abazaca Ders Kitabı isimli kitabın da editörlüğünü yaptım. Böylece Türkiye’de Abhazca öğrenmek isteyenlere yönelik ihtiyaç bir nebze karşılanmış oldu, çünkü daha önce Türkçe için konuşma kılavuzu gibi kaynaklar yoktu.

Boğaziçi Üniversitesi’ndeki dersleriniz nasıl geçiyor, öğrencilerin derslere ilgisi ne yönde?

Burada her bir seviye için haftada 3 saat ders veriyorum. Toplamda 4 seviye var ve bu seviyelerin sonunda B2’yi bitirmiş oluyoruz. Öğrenci sayıları yıldan yıla değişebiliyor, bazen bir kurda 5 kişi oluyor bazen 15-20 kişi. 28 kişilik bir sınıfta ders verdiğim de oldu, ama seviye ilerledikçe öğrenci sayısı genellikle azalıyor. Bazı öğrenciler sadece meraktan Abhazca öğrenmek istiyor, bazıları ise Kafkas kökenli olduğu için kendi dilini öğrenme amacıyla derse geliyor. Kafkasya üzerine ya da Kafkas dilleri üzerine çalışmak isteyen öğrencilerin de Abhazca dersi aldığı oluyor; çünkü Abhazca çok eski bir dil ve tarih, dilbilim, arkeoloji gibi alanlarda çok geniş bir araştırma alanı var. Sadece Türkiye’den değil, Erasmus gibi programlarla farklı ülkelerden gelmiş yabancı öğrencilerim de oldu. Örneğin geçtiğimiz dönem Amerikalı bir öğrencim vardı ve Abhazcayı çok iyi bir şekilde öğrenerek ülkesine döndü. Bunun dışında İtalya, Almanya, İngiltere, Japonya gibi farklı ülkelerden de öğrencilerim olmuştu. Dersler olabildiğince eğlenceli geçiyor ve kurlar ilerledikçe Abhaz restoranına gidip geleneksel yemekleri tadarak dersleri işlediğimiz de oluyor.

Doğanın tüm seslerini Abhazca /Abazacada bulmak mümkün”

Peki, Abhazca /Abazaca nasıl bir dil, Türkçe bilen öğrenciler öğrenmekte çok zorluk yaşıyorlar mı?

Abhazca 6’sı sesli kalanı sessiz olmak üzere 64 tane harf var, ses sayısı ise bundan da fazla; çünkü örneğin “u” harfi bazen “u” bazen ise “v” olarak okunuyor. Ancak Abhazcanın cümle kuruluş yapısı Türkçeye yakın olduğu için Türkçe bilenler için dili öğrenmek daha kolay oluyor. Abhazca öğretmeye ilk başladığım yıllarda öğrencilerin harflerin seslerini doğru çıkarabilmeleri için çok çaba harcıyordum, şu anda o kadar uğraşmıyorum çünkü herkes her sesi çıkaramayabilir. Şu anda öğrencilere seslerin fonetik olarak nereden çıktıklarını anlatarak onların doğru sesleri çıkarmalarını sağlamaya çalışıyorum, ama ilk seviyeler için sesleri duyunca anlamak yeterli, çünkü doğru sesi çıkarabilmek kişilerin fiziksel yapısına da bağlı. Aslında Abhazca doğanın dili, doğayı dinlediğinizde bizim dilimizi duyabilirsiniz. Kuş seslerinde, ırmağın hızlı akışında ya da yaprakların hışırdarken çıkardıkları seslerde Abhazcayı bulmak mümkün, yani aslında bu dil insanın duymadığı bir dil değil.

Türkiye’de Abhazlar en çok hangi bölgelerde yaşıyor ve dillerini koruyorlar mı?

Şu anda Türkiye’nin farklı yerlerine serpilmiş Abhaz toplulukları var ama çoğunluk olarak Sakarya Düzce ve Bursa civarında yaşıyorlar. Buralarda hala Abhazca konuşan büyüklerimizi duyabilirsiniz. 1980’li yıllara kadar Türkiye’deki Abhaz toplulukları dillerini çok iyi korumuştu ama sonrasında şehirleşme ve globalleşme gibi nedenlerle genç nesil farklı yerlere gittikçe dil de unutulmaya başlandı. Bugün Türkiye’de 40 yaşın altında olup Abhazca bilen insan sayısı çok azdır. UNESCO tarafından yapılmış araştırmaya göre Abhazca tehlikede altındaki diller arasında. Türkiye’deki Abhaz nüfusu aslında Abhazya’dan çok daha fazla, ama asimile olmaya hızlıca devam ediyor, çünkü dil bir ihtiyaçtır ve o ihtiyaç ortadan kalkınca, insan kendi dili olsa bile konuşmuyor.

Gunda Ankuab, halen devam ettiği doktora çalışmalarında Abhaz kültüründeki düğün ve öncesi gelenekler üzerine yoğunlaşıyor. Çiftlerin tanışmasından düğünlerde söylenen şarkılara kadar uzanan geleneklerin izini süren Ankuab, Abhaz masalları ve destanlarında güçlü bir imge olarak yer alan kadın figürünün evlilik ve öncesi geleneklerde nasıl yer aldığını inceliyor."